ğ AVR!L LAV!GNE
| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

ŞEBNEM FERAH RÖPORTAJLAR

22 Şubat 2009, 10:02. 0 fav. AVRİL.  
Etiketler:

Mutsuz aşk şarkıları

Bu yılın başında Şebnem Ferah grubu, plak şirketi ve klip yönetmeni ile birlikte Helsinki’deydik. Amaç Ferah’ın Apocalyptica ile yapacağı düetin kayıtlarını izlemekti. Ama Finlandiya acayip bir yer. Ya havasından ya suyundan. Herkes intihara meyilli! Ülkeye adımını atan da depresyona girip kendini içkiye vuruyor. Biz böyle sürünecek bar ararken Ferah "Perdeler"i kaydetti

Hiç Finlandiya’ya gittiniz mi? Sakın gitmeyin. Ben bu yılın başında Şebnem Ferah, grubundan Ozan, Buket ve Metin, yönetmen Ömer Faruk Sorak ve Ferah’ın plak şirketinden bir grupla birlikte gittim. Çünkü Şebnem üçüncü albümünün isim parçası "Perdeler"i Apocalyptica’nın yaylıları eşliğinde kaydedecekti. Apocalyptica, Metallica parçalarını yaylılarla çalarak adını duyuran dört kişilik bir grup. Neyse, Finlandiya şöyle bir yer: Kuzeyde olması itibarıyla çok karanlık ve soğuk. Bizim gittiğimiz Helsinki’de bir tane bile İngilizce tabela yok. Alfabeleri üç tane "i", iki tane "ö" ve bir takım garip sessiz harflerden oluştuğu için okumak imkansız. Yemekleri korkunç, bütün fast food restoranlar kokuyor. Alışveriş deseniz, Ulus Pazarı’nda tüm Helsinki’dekinden daha iyi şeyler her zaman bulunur.

Sizi sevince omuz atıyorlar

Gelelim Helsinki ahalisine... Şehirde çocuk yok! Çocuk görünce bağırdığımızı hatırlıyorum "Aa çocuk" diye. Hepsi sarışın olan az sayıdaki şehirli gençleriyle de "gündüzleri" iki laf edemiyorsunuz. Ama geceleri içmeye başladıklarında ne içmeleri ne konuşmaları bitiyor. Pek bir insan canlısı oluyorlar. Barlarda sizi sevdiklerini omuz atarak, üstünüze zıplayarak ve ağlatana kadar ayağınıza basarak belli ediyorlar. Gerçekten... Gittiğimiz Moon Lady adlı barda bir Finli çocuk -tam da kız arkadaşı, Şebnem’in gitaristi Metin’e asılırken- söyledi. "Buradakiler sizden çok hoşlandı. O yüzden sürekli hırpalıyorlar" dedi. Şehirde tarihi eser, eğlence merkezi, alışveriş merkezi namına pek bir şey yok. Biz tabii kendimizi içkiye ve gece hayatına vurduk. Ama o da ne vurmak! Araya araya iki tane bar bulduk. Doğru düzgün... Günlerimiz orada ve otelin bir içki için bizi süründüren garsonlarının çalıştığı barda geçti. Sabahlara kadar içtik. En son mesela sabah altıda uyumaya karar verdiğimizde, Metin hâlâ gidecek 24 saat açık parti arıyor -rock’çı ya, Ozan "uyduruk Fince" otel sakinlerini telefonda işletmeye çalışıyor ve Buket o günlerde yaptığı rejimi için yediklerinin puanlarını sayıyordu. Bu arada Şebnem ne yapıyordu?

Tam o sırada stüdyoda...

O heyecanlı tabii. Allah’ın Helsinki’sinde üç elemanının boyu iki metrenin üzerinde olan, tamamı gırtlağından garip sesler çıkararak İngilizce konuşan Apocalyptica ile kaydını "bahane ederek" bize hiç takılmadı tabii! Orada toplasan üç-dört metrekarelik bir stüdyoda kaydettiler "Perdeler"i. Bizden sanırım bir gün sonra da İstanbul’a döndüler. Kısa bir süre sonra bitti albüm. Ama telif hakları yasası, kriz vs. derken bir türlü çıkamadı. Sonunda 29 yaşındaki Şebnem’in üçüncü albümü "Perdeler" bu ay piyasada. Buluşup, Finlandiya macerasına değmiş mi? Değmemiş mi? Konuştuk işte.
Finlandiya’lara kadar gittik. Peki bu albümle öncekiler arasında ne fark var?Öyle büyük bir fark yok. Bazı şarkıcılardan, mesela Madonna’dan, her albümde başka bir tavır ve müzikle ortaya çıkması beklenir. Ama benim müziğime 15-16 yaşımdan beri dinlediğim müzik hakim. Çok değişmedi, bundan sonra da kafama bir şey düşmezse değişmeyecek.

O altı ayı hatırlamıyorum"

Bar programlarından bugüne, 24 ve 29 yaşların arasında neler değişti hayatında?
Kendimle ilgili şeylerin muhabesebesini yaparken bir bakıyorum daha olgun, genç bir kadın olmuşum. O zaman genç bir kızmışım, şimdi daha çok genç bir kadın gibi hissediyorum. Hayatımı fazla yara almadan sürdürmeye çalışıyorum. Gençken acılarını daha heybetli yaşıyorsun. Şimdi ise o acıyı çekeceğini bile günler öncesinden biliyorsun, kendini yıpratma sürecini daha kolay geçiriyorsun. Şimdiye kadar en çok babamın ölümü hayal kırıklığına uğrattı beni. Beklenmedik bir şey olduğu için. (Ferah babasını 17 Ağustos depreminde Yalova’da kaybetti.)
Ölümle karşılaşmak hayatını nasıl değiştirdi?
Ondan kısa bir süre önce de ablamı kaybettim. O zaman kendimi hazırlamıştım ölüme. Ama babamla ilgili böyle olmadı. Orada kendine öğretmeye çalıştığın her şey yerle bir oluyor. O dönemde geçirdiğim bir altı ay var hakikaten hatırlamıyorum ne olduğunu, bittiğini... Ne yaptığımı... Fakat bir süre sonra hayata ve kendine karşı, eksilmeden hayatta kalmak için bir sihir, bir formül geliştiriyorsun.

Artık daha açık konuşuyor

Seni dinleyenler pek çok başka müzisyen ve şarkıcıda olduğu gibi seni yakından tanıma fırsatını yakalayamıyorlar. Ama "Perdeler" öncekilerden daha kişisel bir albüm.
Doğru. Eskiden de böyle yapmaya çalışıyordum ama sanırım artık söylemeye çalıştığım şeyi daha net söyleyebiliyorum. Günlük hayatta başıma gelenleri etrafımdakilerle çok fazla paylaşıp genel huzuru bunlarla bozmak istemem. Ama bir şekilde anlatma ihtiyacı olunca da böyle anlatıyorum. Bu ilk kez kendimi güven / güvensizlik ve garanti gibi şeylerden kurtarıp, rahat kafayla yaptığım bir albüm.

Bu albümü yabancı bir meslektaşına göğsünü gere gere dinletebilir misin?
Müzik yapmak bir mucize değil, övünülecek bir şey de değil. Yeteneğinle doğuyorsun. Belki ondan sonra kendini geliştirmekle övünürsün. Ama yapmaya karar verdiysen onunla da övünemezsin. Bu doktor oldum diye övünmek gibi olur. Bu yüzden yabancı müzisyenlerle aynı yerde hissediyorum hep kendimi. Bu albümü rahatlıkla, gönül rahatlığıyla dinletebilirim onlara.

Albüm mutsuz aşk şarkılarından ibaret. Gerçek hayatın da böyle mi?
Aşkta mutsuz olunca yazılıyor tabii o şarkılar. Benim aşk şarkılarım da hep öyle çıkıyor. "Günaydın Sevgilim" ("Perdelerödeki bu parça kanımca albümün en zayıf parçası. İnsanın "haklısın, mutlu aşk şarkısı yazma bari sen" diyesi geliyor Şebnem’e) benim yazıp yazabileceğim en mutlu şarkı mesela.


Plak şirketi kurmayı düşünüyor

Bu piyasanın tam da ortasında olmayan biri olarak, bu camiada neler rahatsız ediyor seni?
Müzikte birisi ya yeteneklidir ya yeteneksizdir. Hiç alakası, donanımı ve yeteneği bile olmayan insanların albüm yapabilme cesaretlerini hayretle karşılıyorum. Çok üzülüyorum. Çünkü eski hayatları da devam edemiyor, bir hengame içerisinde kaybolup gidiyorlar. Sektörün bile bile hâlâ buna yatırım yapmasına kızıyorum.

Ama bu sektörün Türkiye’deki en büyük firmasıyla çalışıyorsun. Madem öyle bir tavrın var, neden bağımsız bir şirketten çıkmadı albümlerin?
Bir şirkette önce istediklerini yapıp yapamayacağını ölçersin. Onlar sana engel olmayacaksa, destek olacaksa o şirketi seçersin. Hem büyük şirketler farklı farklı sanatçılarla da çalışabilir.

Çalışabilir ama bağımsız şirketler demin söylediğin türden isimlere yatırım yapmaz...
Sana gelecekle ilgili bir planımı anlatayım. Diyelim ki benim bu şirketle bağlantım kalmadı. Banka hesabımda da küçük bir şirket kurmaya yetecek kadar para var. Yapacağım şey bir şirket kurup, yetenekli ve heyacanlı bulduğum insanların albümlerini yapmak olacaktır. Şimdi ben burada çok uyumlu çalışabiliyorum. Yaptığım müziğin arkasında duruyorlar.

Üç albüm yaptın ve yaptığın müzikten çok memnunsun ama hâlâ çok büyük kitlelere dinletemiyorsun müziğini. Böyle bir "çıkış" ne zaman olacak?
Şimdi beni dinleyen çok büyük bir kitle değil belki ama çok konser veriyorum. Bu kadar konser verince kendini çok daha büyük bir kitleyle karşı karşıya hissediyorsun. Tabii ki üç yerine beş kişinin dinlemesi beni memnun edecektir. Ama bu herhalde yaptığım şeyi daha iyi yapmaya başladığımda ortaya çıkacak bir şey.

Mefaret Aktaş – Milliyet Gazetesi

 


Düşle : Şebnem Ferah bir marka oldu artık, Türk Rock’ı denildiğinde akla gelen ya da gelmesi gereken ilk isim.. Bu nedenle bir yük alıyor musunuz omuzlarınıza albümlerinizi hazırlarken..?

Şebnem Ferah : Albümlerimi hazırlarken ya da müzikle ilgili herhangi bir aktivitenin içindeyken; dinleyicilerin beklentilerinin yüksek olduğunu bildiğim için bazen omuzlarımda bir yük varmış gibi hissettiğim oluyor. Ama bu kötü ya da taşımak istemediğim türden bir yük değil. Bir şeyleri iyi yapmak istediğiniz zaman ilgilenmek gereken ayrıntılar nicelik olarak da, nitelik olarak da artıyor, fazlalaşıyor. Ama diğer taraftan ben bundan büyük bir zevk de alıyorum..

Düşle : Albümlerinizin değişkenini ne olarak görüyorsunuz..? Dinleyenler elbette sözlerde, müzik alt yapısında değişiklikler seziyorlar..

Şebnem Ferah : Kendi müziğimi yaptığım ve kendi sözlerimi yazdığım ve prodüktörlüğünü de kendim üstlendiğim için değişiklik yaratan şey “kendimi geliştirmek” olmak durumunda kalıyor.. Müzikal olarak da, şarkıcı olarak da.. Ama bunun yanı sıra birlikte çalıştığım müzisyen arkadaşlarımın etkileri de çok büyüktür. Hepimizden çıkan şeyin ilk önce bizi mutlu etmesi için dürüst ve objektif bir şekilde kendimizi her anlamda geliştirmeye çalışıyoruz. Bunlar da her albüme değişiklikler katıyor.. Ben şuna inanırım : Çalışırsanız ve yetilerinizi aktif tutarsanız, ne yapmak istediğinizi de kafanızda hayal edebiliyorsanız hayat her anlamda kendiniz için de , etrafınız için de, tatmin edici olabilmek yolunda kolaylaşabiliyor..

Düşle : Bu bağlamda Şebnem Ferah’ın kendini tekrarladığı konusu hiç açılmadı bile.. Özünü koruyan, ama hep farklı bir Şebnem Ferah görüyoruz. Yenilenişi söze ve müziğe yansıtırken, özünü koru¤¤¤¤¤ değişim nasıl gerçekleşiyor..?

Şebnem Ferah : Az önce söylediklerim yine geçerli. Ben kendimi sadece müzikal açıdan değil, insan olarak da geliştirmeye çalışıyorum. Beraber müzik yaptığım arkadaşlarım da öyle. Bu da yaptığımız şeye yansıyor sanırım. Bu arada elbette stüdyoya kapandığımız zaman bir sürü detay için kafa patlatıyoruz müzikal olarak, ama işin özü bence kişisel gelişim. Buna hayatta değer verdiğimiz zaman sanki her şey kendiliğinden akması gerektiği gibi akar gibi geliyor bana..

Düşle : Genel olarak Türkiye’de yapılan müziğin ifade ettiği şey ne sizin için..?

Şebnem Ferah : Hiçbir tür genellemelerde bulunmuyorum. Çok değerli , özenli, işini iyi yapan şarkıcılar var Türkiye’de. Onların kişisel başarılarını ve yeteneklerini büyük bir kalabalık içinde değerlendirmeye çalışmak gereksiz.. Çünkü dünyanın her yerinde, en gelişmiş ülkelerinde bilemüzik sektörü bütün uçları, iyileri, kötüleri, kısa vadeli başarıları, uzun vadeli başarıları.. hepsini bünyesinde barındırıyor.. Ben bu kalabalıkla değil, işini yıllardır büyük bir özen ve incelikle yapan müzisyen büyüklerimi öncelikli olarak algılamayı, becerebilirsem de onların tecrübelerinden kendime pay çıkarmayı seviyorum. Bunun dışında ülkemizde üretilen her şeyi takip ettiğimi pek söyleyemem zaten..

Düşle : Peki, Türkiye’de rock adına yapılanları ne denli başarılı görüyorsunuz..?

Şebnem Ferah : Ülkemizde rock müzik yapmak, müzisyen olarak hayatınızı bu yolla kazanmak inanın çok kolay bir şey değil.. Bu yüzden saygı duyuyorum bütün arkadaşlarıma.

Düşle : Sizin yaptıklarınız müzikal açıdan yabancı, sözler açısından tanıdık. MTV’nin karmasında her şarkıyı alanlar da sizin müziğinizi dinliyor, tabanda bulunan her türlü rock-alternatif-yer altı dinleyicisi de.. sizce bunun sebebi ne..?

Şebnem Ferah : Bunu hiç oturup düşünmedim. Ama yaptığım şeyi düzgün yapmaya çalışıyorum.. Ben de müzisyen arkadaşlarım da her şeyden önce güzel müzik yapmaya çalışıyoruz.. Yazdığım sözlere gelince; ben kafamı yastığa koyunca aklıma gelen, kafamı karıştıran şeyleri yazmayı seviyorum ve yazarken de içimden geldiği gibi yazıyorum. Galiba insanların kafalarını yastığa koyduklarında düşündükleri şeyler birbirinden çok farklı değil, hepimiz yaşayıp gidiyoruz sonuçta. Bunların toplamı da benim birilerine ulaşmamı sağlıyor sanırım. Ama inanın bunlar benim de şimdi düşünürken saptadığım şeyler. Önceden bir şeyler kurgulayıp belirli bir yerlere ulaşmanın işin bütün büyüsünü, samimiyetini yok ettiğini düşünüyorum çünkü..
Düşle : Sınıflandırmak pek hoş değil, ama siz dinleyicilerinizi nasıl görüyorsunuz peki; popülist mi, fanatik mi, rock dinleyicisi mi..?

Şebnem Ferah : Evet sınıflandırmak pek hoş değil. Benim şimdiye kadar gözlemlediğim seçici oldukları. Yani kendi kriterlerine uygun ve özenli olduğuna inandıkları şeyleri seviyorlar. Ama bunun ötesinde bir şey söyleyemem. Zaten bu söylediklerim de daha çok hissettiğim şeyler. Somut verilerim yok.

Düşle : Sadece vokalden ve sözden öte sağlam bir müzikal altyapı var arka planda.. Müzik yaratısının odağı siz misiniz..?

Şebnem Ferah : Söylediğim gibi albümlerimin prodüktörlüğünü kendim yapıyorum, bu da elbette odak noktası haline getiriyor beni.. Ama arkadaşlarımın yeteneklerini ve yaratıcılıklarını, daha doğrusu bünyelerinde teknik olarak da ruhen de barındırdıkları tüm değerleri görmezden gelemeyiz.. Benim işimin en önemli bölümlerinden biri şarkılarımı doğru hissetmelerini sağlamak , bunu hayal etmelerini sağlamak. Stüdyoya girip şarkıları düzenlemeye başladığımız zaman, sinema yönetmeni gibi kafamdakileri doğru aktarmaya çalışıyorum. Çok uzun ve derin arkadaşlıklarımız olduğu için de onlar da tüm duygularını ve müzikal birikimlerini koyuyorlar ortaya.. Her şeyden öte biz beraber müzik yapmayı, çalmayı çok seviyoruz. Bu da bir şekilde yansıyor diye düşünüyorum. Yani zorunluluktan değil, severek yapmanın olumlu bir tarafı olduğunu düşünüyorum.

Düşle : Bir okuyucumuz yeni albümünüzle ilgili tanıtımın altına şöyle bir yorum bırakmış: “Şebnem Ferah albümün adıyla, bir şekilde edebiyatın ulaşmaya çalıştığı noktayı da söylüyor: Kelimeler Yetse.. Kelimelerin yettiği gün o artık kendini tüketmiştir demek.” Kelimeler yetse.. bu söylev sanki yürekte düğümlüyor anlatılmak istenenleri.

Şebnem Ferah : Çok doğru.. İnsan öyle bir şey ki, aklınıza gelen tüm araçlar -ki kelimeler de araç- duyguların yanında sönük kalıyor hep.. iki insanın birbirinin gözünün içine bakıp, hiç konuşmadan bir şeyler paylaşması bazen bütün kelimelerin, cümlelerin efendisi olmaz mı..? İşte işimi bu yüzden seviyorum zaten.. Duygularla ilgilenmek insana o kadar büyük bir yaşama alanı sağlıyor ki asla bitmeyecek, sonuçlandırılamayacak, hep ilgilenebileceğiniz bir dolu şey..

Düşle : Yine bir okuyucumuzun albümünüzle ilgili tanıtımın altına bıraktığı yorumdan alıntılıyorum: “Şu bilinmeli ki Şebnem Ferah, Türkiye’ye fazla geliyor.Albümlerindeki şarkılar teker teker incelenirse onun söz yazarı değil, adeta şair olduğu söyelenebilir.” Sözler ne kadar önemli sizin için..?

Şebnem Ferah : Benim için sadece albüm yaparken değil, günlük hayatta da iletişimin, dolayısıyla kurduğumuz cümlelerin önemi çok. Albüm için çalışırken bir kat daha önemli elbette. Bu arada ben müziğin tek başına da bir çok duyguyu anlatabildiğine inananlardanım. Enstrümantal albümler dinlemeyi de çok severim. Müzik o kadar güçlü bir şey ki başlı başına; onun yanına basma kalıp sözler koymaya çalışmak, insanları oyalamak gibi geliyor bana. Müziğe; yanına koyduğunuzda cılız kalmayacak şeyler yakışır bence.. Ben de elimden geldiğince bunu yapmaya çalışıyorum.

Düşle : Edebiyat dergisi olarak sözlerin üzerine çok fazla düşüyoruz… Bu bakımdan neler okuyorsunuz ya da yaşadıklarınızın ötesinde yazınsal yaratılarınızdaki çağrışımları nerelerden alıyorsunuz..?

Şebnem Ferah : Hayatı olduğu gibi kabullenerek yaşıyorum. Bu zaten o kadar büyük bir okul ki..! Duygularımı, düşüncelerimi, içimden gelen ve geçen her şeyi dinliyorum, notlar alıyorum. Kitap kurdu değilim, ama okuduğum şeyleri de gerçekten öğrenmeye, bütün gerçekliğiyle algılamaya çalışıyorum. Aynı kitabı 5 kez okuduğum olur. Hiç sıkılmam. Ama asıl malzemem sanırım kalbim, hayatım, öğrendiklerim ve öğrenmeye çalıştıklarım. Bir de konsantrasyon çok önemli. İstediğiniz kadar okuyun, film seyredin, her şeyi yapın ama konsantre olmayınca pek bir anlamı olmuyor sanırım.

Düşle : “Kelimeler Yetse..” albümünde seslendiğiniz `bir’`i var sanki. Durumu magazinleştirmeyeceğim, `sanatın, aşkın kırgınlığıyla doğduğuna iyi bir örnek` bu albüm; peki `bir`’i imge mi yoksa realite mi..?

Şebnem Ferah : Yazdığım her şeyde gerçeklik payı olmuştur, ama müzik yapıyorsanız hayal gücü de çok ciddi bir kaynaktır. Bu albümde daha çok dertleşir gibi bir anlatım olduğunu düşünüyorum, ama hayal gücümü kullandığım zamanlar da çok.. Her türlü duyguyu kendi hissettiğim gibi anlatmaya çalıştım.

Düşle : “Kelimeler Yetse..” henüz tazeliğini koruyor, uzun bir müddette koruyacak gibi.. Yine de sormalı, yeni albüm şekillenmeye başladı mı..?

Şebnem Ferah : Yeni bir şeyler karalamaya başladım ama yeni bir albüm için düşünmeden önce şiddetle dinlenmem ve biraz kendime zaman ayırmam lazım. Çünkü albüm çıktığı günden beri hayatımın en yoğun dönemini geçiriyorum.

Düşle : Konser haberlerinizi afişlerden, sizinle ilgili haberleri de tesadüflerden öğreniyoruz genellikle. Şebnem Ferah’ın neden bir internet sitesi yok..?

Şebnem Ferah : Benim hazırlattığım resmi bir sitem yok. Ama beni dinleyen arkadaşlarımızın hazırladığı, uzun yıllardır da var olan bir site var. Oradan her türlü etkinlik haberini almak mümkün. Birkaç site daha hazırlanmış hatta.. Ama bunun dışında konserler en çok afişleme ve basın yoluyla duyuruluyor. Şehir etkinliklerinin yer aldığı sitelerde de hep duyuruluyor..

 

Şarkılarınız çok açıkça anlatıyor duygularınızı. Hiç mi korunaklı olma ihtiyacı hissetmiyor musunuz? Bir gün duygularınızı gizlemek isterseniz şarkılarınızın konusu ne olacak?

Sanırım en çok ''korku'' hissettiğimiz zamanlarda korunaklı olma ihtiyacı hissederiz. Bense uzunca bir süredir korkmakla ilgili her şeyi hayatımda en aza indirgemeye çalışıyorum. Bu yüzden şarkı sözlerinde daha açık olmaya başlamam birdenbire alınmış bir karar değil, kendiliğinden olmuş bir şey. Ayrıca müzik yaparken kalbim, beynim, elimde tuttuğum kalem ve gitar arasında benim asla hükmetmeyi tercih etmeyeceğim bir senkronizasyon var. Ben buna teslim olmayı tercih ediyorum ve ortaya çıkan şeyleri ben de sonradan idrak ediyorum.Duygularımı saklayarak müzik yapmak zorunda kalmak da çok yıpratıcı bir ikilem olurdu ve sanırım tercih etmezdim. Çünkü bunu müziğin doğasına aykırı buluyorum.

Bir röportajınızda otosansürle ilgili "ilk üç albüm boyunca içimden geldiği halde kendimi tuttuğum çok oldu" diyorsunuz. Sonrasında bu kadar açık olmanıza ne sebep oldu? Yaşadıkça, atlattıklarımızla elde edeceğimiz bir güç gibi bir şey mi bu açıkça kendini gösterme cesareti?

Söz ettiğim şey ''üslup'' ile alâkalı bir şeydi. Çünkü üslubunuzun diğer insanlar üzerindeki etkilerini de düşünürsünüz. Ama hayat yaşadıkça insana çok şey öğretir ve bir şeyler öğrendikçe de bu bilgiler sayesinde hayatta sahip olunabilecek en değerli şeye, özgürlük alanına sahip olursunuz. Benim yaşadığım şey de buna benzer sanırım. Her geçen gün kendimi daha güvenli, daha güçlü biri gibi hissediyorum.

Şarkılarınızı kendiniz yapıyorsunuz. Başkasının şarkısını söyler misiniz? Nasıl bir şarkı olursa söylersiniz?

Benim için üretmek her zaman en az şarkı söylemek kadar heyecanlı olmuştur. Bu yüzden kendi şarkılarımı söylemeyi daha çok sevdiğimi itiraf etmeliyim. Müzikle ilgili her şeyi, tüm alanları birbirinden bağımsız düşünmek yerine, birbiriyle akraba gibi düşünmeyi seviyorum. Böyle kendimi daha iyi hissediyorum. Ama beni evde ya da arabamda başka bir şarkıya bağıra çağıra eşlik ederken görseniz bütün bu söylediklerim anlamsız kalır, çünkü hayatta şarkı söylerken aldığım zevki başka bir şeyden almıyorum. Kimin şarkısı olduğu hiç önemli değil. Ama albümlerimde genellikle kendi şarkılarımı söylemeyi seçmem, inandığım, kalbimden çıkan şeyleri söylemek istememle ilgili bir şey... Bir de odanızda oturup yaptığınız bir şarkıyı, sahnede başka insanlardan da duyarak söylemek dünyanın en zevkli şeylerinden biri.

Bu kadar sevilen ve şarkıları ezberlenen albümlere rağmen hâlâ ilk albümünüz "Kadın" için "Onun yeri başka, diğer albümler onu geçemedi" diyen birçok dinleyici var. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz?

''Kadın'' beni müzikseverlerle tanıştıran ilk albümdü ve gerçekten de iyi bir albümdür. O albümü dinlediği yıllarda 15-16 yaşlarında olanlar bugün 25-26 yaşlarında iş güç sahibi kocaman insanlar oldular. Aradan 10 yıl geçti. O albümle anıları, yaşanmışlıkları var, yükledikleri anlamlar var. 15-16 yaşında dinlediğim albümler benim için de dünyada üretilmiş en iyi albümlerdir çünkü o dönemlerde müziği başka bir aşkla dinlersiniz gerçekten. 10 yıllık bir geçmişle dün çıkmış bir albüm arasında seçim yapmak ya da karşılaştırma yapmak gerekince tabii ki herkes ''anılarını'' seçecektir. Bu engellenemez bir şey ve bence çok da normal bir şey. Bir de ilk olması çok önemliydi, bir albümle ilk kez başbaşa kaldığınızda hiçbir beklentiniz olmadan gerçekten çocuksu bir saflıkla dinlersiniz. Ama aynı müzisyenle ikinci albümdeki karşılaşmanızda artık beklentileriniz, istekleriniz olacaktır ve bunları o albümün daha ilk saniyelerinde karşılayabilmek istersiniz. Bunların tümünü bir dinleyici olarak ben de yaşıyorum.

Bu yüzden zaman tanımak gerekir ve en önemlisi de beklentilerinizi önemsememelisiniz çünkü o zaman hâlihazırda var olan güzellikleri de kaçırırsınız. Bir müzisyen olarak "Kadın" albümünden daha iyi çalışmalar yapamadığımı düşünmek benim için imkânsız, zaten o zaman bu işi yapmaya devam edemem. Ben ''en iyi albümüm ya da en iyi şarkım henüz yapamadığım bir albüm ya da şarkıdır'' diye düşünmeyi çok daha olumlu buluyorum. Başka türlü motive olamazsınız ki. Kaldı ki ben ilk albümüm için stüdyodayken de ''uff süper albüm oluyor'' gibi bir tavır içinde değildim, sadece bana güzel geliyordu, arkadaşlarıma güzel geliyordu ve içimizden geleni en iyi sekilde hayata geçirmeye çalışıyorduk. Bugün de aynı şeyi yapıyorum. Müziği başkalarının düşüncelerine ya da beklentilerine endeksli olarak yapar hale gelmek bir müzisyen için bence intihardır. Bunların farkında olup içinden geleni yapmaksa insanda inanılmaz bir güven oluşturuyor. Ayrıca dünya üzerinde toplu halde yaşayıp aynı saatlerde müzik dinleyen bir grup insandan söz etmediğimiz için başkalarının ne beklediğini tahmin etmeye çalışmak da çok sakıncalı ve yanlış. Benim için en güzeli içimden geleni yapıp sonra sonuçlarına adapte olmak. Buna albümden albüme yaşadığım maceralar yerine, upuzun bir yolculuk gibi bakıyorum ve benim herhangi bir şarkım bir dinleyici arkadaşımın hayatını zenginleştirebiliyorsa bu yeterince değerli ve kutsal bir şey...

"Perdeler" şarkısı için Apocalyptica ile bir çalışma olmuştu. Buna benzer çalışmalar yapmayı düşünüyor musunuz yabancı sanatçılarla?

Evet bazı planlarım var. Beraber çalışmayı istediğim müzisyenlerin çoğu Amerika'da Los Angeles'ta yaşıyor. Artık İnternet'le bu tip çalışmalar yapmak çok mümkün ancak ben böyle çalışmaları yüz yüze daha doğrusu kalp kalbe yapmayı tercih ederim. Apocalyptica ile yaptığımızda da Finlandiya'ya gitmiştim. Çok kolay bir çalışma yöntemi olduğunu söyleyemem çünkü zaman kısıtlamanız oluyor kaçınılmaz olarak ama doğru koşulları bir araya getirdiğimde tekrar deneyeceğim.

Albümlerinizi büyük firmalardan çıkarıyorsunuz. Büyük firmalarla çalışmak kısıtlayıcı olmuyor mu? Albümleri yaparken tamamen istediğiniz gibi ve özgür olabiliyor musunuz?

İster büyük bir firma olsun ister en küçük, bir şirketle çalışma yapacaksam, konuşmak için masaya oturacaksam benim koşullarım ve yaptığım müzik ortadadır. Bu konuda her zaman çok net oldum. Ne kimsenin zamanını ve emeğini harcamak isterim ne de birileri benimkini harcasın isterim. Benim müziğimin kısıtlanması ya da kontrole uğraması asla kabul edebileceğim bir şey değil. Bunu kabul ederlerse çalışırız, etmezlerse çalışmayız. İlk albümümü çıkarmak için beklememin sebebi de budur. O dönemlerde ne olursa olsun patron konumundaki kişilerin müzisyen olmasını çok arzu ediyordum çünkü ancak bir müzisyen başka bir müzisyenin özgürlük alanına tecavüz etmez. Bu yüzden Onno Tunç ve Sezen Aksu ortaklığındaki Karma Müzik ve oradan çıkan ilk albümüm benim için gerçek olamayacak kadar iyi bir başlangıç olmuştur. Ama sabretmek yerine ne olursa olsun albüm çıkarmak derdinde olsaydım asla arzu ettiğim müziği yapamazdım ve bu durumda da benim için müzik yapmanın pek bir anlamı yok. Bu yüzden müzik yapmak sadece stüdyoda ya da sahne üstünde yaptıklarınızla sınırlı bir şey değil, koşulları oluştururken en verimli olabileceğiniz şartları bir araya getirebilmek de ayrı ve yorucu bir kısmıdır müziğin.

Türk ve yabancı sanatçılardan kimleri dinlemekten zevk alıyorsunuz? Kimlerle çalışmak istersiniz?

Az önce söylediğim gibi benim için de 15-16 yaşında dinlemeye başladığım gruplar hâlâ en iyi gruplar. Müzik sürekli değişen ve gelişen bir şey ve o dönemde üretilen müzikleri çok güzel buluyorum. Belki zevk meselesi diyebiliriz. Elbette bugün ne olup bittiğini de takip ediyorum ama bana sorarsanız ''iyi müzik ve kötü müzik''ten ziyade, ''iyi performans ve kötü performans'' vardır. Gerisi de zevklere, tercihlere kalır. Pink Floyd, Deep Purple ve türevleri, Heart, Kiss, King's X, Whitesnake, daha doğrusu o dönemde müzik yapan grupların neredeyse hepsinin beğendiğim çalışmaları vardır. Yeni grupları da takip etmeye çalışıyorum ama kalbimle dinlediklerim o dönemin grupları sanırım. Bu grupların herhangi biriyle şarkı söylemek benim için unutulmaz bir anı olurdu. Yerli müzisyenlere gelince çoğu zaten arkadaşımdır ve albümlerinin yapım aşamasına da zaman zaman tanık olurum. Beraber yapabileceğimiz bir şey olursa da zevkle yapıyorum, bol bol örneği var zaten.

Siz de Volvox zamanlarından beri aslında Taksim'de müzik yapmış bir müzisyensiniz. Taksim'in özellike rock ve alternatif müzikler için özel bir önemi olduğunu düşünüyor musunuz?

Taksim'in başlı başına büyülü bir yer olduğunu düşünüyorum. Oradayken yaşadığımı fark ediyorum. Tarihi fark ediyorum, başka insanları, başka yaşamları idrak edebiliyorum. Orada farklı müzik türlerinin kendine yer edinmiş olması bence bir tesadüften çok, bu söylediklerimle de alâkalı bir şey. Birçok rock müzisyeni belki de ilk kez orada sahneye çıkmıştır dolayısıyla kale gibi gelir orası bana...

Birlikte çalıştığınız, albüm kayıtlarını yaptığınız, sahneye çıktığınız müzisyenler yakın arkadaşlarınız ve sizinle "çalışan müzisyenler" olmaktan çok bir grup gibisiniz. Bunun sağladığı avantajlar neler?

Bizler çok eski dostlarız. Artık aile gibi olduk. Birlikte birbirimizin hayatlarındaki değişimlere, acılara, sevinçlere ortak olduk. Bu çok kıymetli bir şey ve bu duygularla müzik yapmak bir müzisyenin sahip olabileceği en büyük avantaj. Müzik yapmak için birbirinizi tanımanıza ya da arkadaş olmanıza gerek yoktur, çalarsınız olur ama bunun yanı sıra böyle bir şey varsa bu çok değerlidir. Ben de grup geleneğinden gelen bir müzisyenim ve her şey kendiliğinden bu yönde gelişti. Hepimiz bir arada olmaktan hoşlandığımız için bir aradayız. Ve yıllardır birbirimize olan saygıyı yok etmek yerine çoğaltabildiğimiz için, bundan çok da zevk alabildiğimiz için birlikteyiz. Sanırım bir aile kurmaya karar verecek olsam ancak bu kadar özen ve koruma duygusu ile yaklaşabilirdim.

Rock müziğin toplumdaki problemlere baş kaldıran bir tavrı vardır hep ama Türk rock müzisyenlerinde genellikle böyle bir tavır yok. Sizin çalışmalarınız da bu tarzdan çok kişiseller. Böyle bir tavır edinmeye gerek olmadığını mı düşünüyorsunuz ya da bunun samimiyetsiz olacağını mı düşünüyorsunuz?

Her zaman böyle söylenir ancak bu söylemi ya da saptamayı dünya üzerinde müzik yapan rock topluluklarıyla özdeşleştirmeye kalktığınızda her grupta aynı sonucu alamazsınız. Örnekler vermeye çalışayım: Pink Floyd ve Whitesnake'in ikisi de rock grubudur ancak ortak noktaları sadece enstrümanlarıdır. İkisi de farklı alanlarda çok değerlidir. Söylemeye çalıştığım şey; müzik kendi başına zaten çok şey söyleyebilir, buna her rock müzisyeni düzeni eleştiren sözlerle eşlik etmek durumunda diye bir kural eklemek, ya da böyle bir beklenti içinde olmak, bana çok anlamlı gelmiyor. Bugüne kadar hiç bir müzisyene dair böyle bir beklentim olmamıştır. Aksine neyi iyi yapabiliyorsa onu sunmasını tercih ederim. Ama müzikal olarak zayıf olup sadece böyle şeyler söyleyebilmek için müziği araç olarak kullanmayı tercih eden grupları çok sempatik bulduğumu söyleyemem.

Bana gelince; benim için aslolan müziğin kendisidir. Kelimeler ancak ek bir kuvvet olabilir. Şarkılarımda yazdığım şeyler çok farklı olmasa da kendime ait bir üsluba sahip olması benim için daha önemlidir. İlk bakışta aşk şarkısı gibi görünen bir çok şarkımda da asıl anlattığım, üstünde durduğum şey primitif bir ahlak anlayışıdır çünkü bu günlük hayatımda da çok değer verdiğim şey. Ama gerçekten; mesela David Coverdale bir ilacın prospektüsünü melodilendirip okusa sanırım onu da dinlerim çünkü herkesin ''yüksek beceriye'' sahip olduğu alanlar farklıdır. Bence müzik tüm bu söylemlerin üstünde bir şey. Ayrıca ''armoni duygusu'' yeryüzünde var olan tüm sistemlerden de eski bir şey, bugüne kadar da yaşamayı becermiş bir şey. Bu yüzden müzik yaparken yüklemeye gebe olduğum anlamlardan ziyade özüne konsantre olmak, yeteneklerimle elimde tuttuğum kalem arasındaki koordinasyonu zorlamamak benim için daha değerlidir. Zorlayınca olmuyor zaten. Bu yüzden içimden ne yazmak geliyorsa onu yazıyorum ki inanarak söyleyebileyim. İnanarak söylemek insanı her türlü tekniğin yapabileceğinden daha iyi bir şarkıcı yapar çünkü...

Giyim tarzınız, saç şekliniz, saç renginiz, makyaj tarzınız sürekli değişiyor ve aslında yaptığınız müziğin değişimiyle de paralel ilerliyor. Görselliğin müziği dinleyiciye sunmada önemli olduğunu mu düşünüyorsunuz yoksa sadece görünüşünüzdeki değişimler de, şarkılardaki değişimler de ruh halinizi yansıttığı için kendiliğinden mi paralellik oluşuyor?

Dışarıdan bakıldığında o değişimler albümden albüme yaşanıyormuş gibi görünüyor ama aslında onlar her kadının her gün yaşadığı değişimler ve kesinlikle paralellik sonucu ortaya çıkan değişimler. Ben de her kadın gibi bazen kendi görüntümden sıkılıp gidip bir değişiklik yapıyorum ama inanın bu günlük hayat içinde kendiliğinden olan ve biten bir şey. İyi görünmeyi kim istemez, tabii ki ben de isterim ama benim işim şarkıcılık. Bugüne kadar görüntüsü yüzünden dinlemekten vazgeçtiğim ya da görüntüsü sayesinde dinlemeye karar verdiğim tek bir müzisyen olmadı. Dolayısıyla önemsediğim bir konu değil.

Kliplerinizde nelere dikkat ediyorsunuz? Mesela hikâye anlatmıyor klipleriniz, böyle olmasını istememenizin sebebi nedir?

Böyle olmasını istemiyor değilim, tabii ki isterim. Ancak video bütçelerinin sınırlılığı Türkiye'deki bir çok yönetmenin yaratıcılığını da çok sınırlıyor. Akıllarındaki şeyi doğal olarak hayata geçiremiyorlar. Kaldı ki ben zaten video çekmeyi pek sevmiyorum. İnsanların hayal gücüne bırakmayı daha çok tercih ederim. Bu yüzden de daha çok performansın ön planda olduğu, hayal dünyalarına müdahale etmeyen, eli yüzü düzgün videolar yapmaya gayret ediyorum. Dünyada bir videonun bütçesi bir milyon doları bulabiliyor, buradaysa karşılaştırma bile yapılamayacak bütçeler söz konusu çünkü müzik endüstrisinin durumu ortada.

Şarkılarınız hep acı çekmekten çıkıyor sanki. Çok mutlu, sakin bir hayatınız olsa şarkı yapamayacak mısınız? Ya da şarkı yapmak için böyle bir hayatı kendiniz sabote eder misiniz?

Asla sabote etmem! Ama acı her insanın hayatının çeşitli dönemlerinde karşılaşacağı bir durum. Yaratıcılığı inanılmaz tetiklediği de müzik tarihinden örneklerle destekleyebileceğimiz bir gerçek. Ama ben zaten hayatım her şeyiyle yolunda gitse de sadece kendi hayatıyla ilgilenen biri değilim. Şarkı sözü yazarken birinci tekil şahıs kullanmam onların sadece benim acılarım olmasından değildir. Hissettiklerim yüzündendir. ''Acı"yı gerçekten tattıktan, daha doğrusu acıya gerçekten çarptıktan sonra artık başkalarının acılarını çok daha fazla ve derinden hissedebilir hale geliyorsunuz. Bu da sizi etrafınızdaki her duyguya karşı daha hassas biri haline getiriyor.

Türkçe rock müzik yapan ve bunu insanlara benimseten ilk kadın olduğunuz söylenebilir. Şu anda çıkanlar için yolu açtığınızı düşünüyor musunuz?

Bu konudaki fikirlerim zaman zaman değişiyor. Bazen olumlu yönde etkileyebileceğine inanmak istiyorum ama bazen de hiç bir alâkası olmadığını düşünüyorum. Elbette insanların en azından bazı seslere ve görüntülere alışması açısından etkisi olursa çok sevinirim ama diğer taraftan söz konusu müzik olduğunda kimseyi uzun vadede herhangi bir şey için yönlendiremeyeceğinize de inanıyorum. Müzikle dinleyiciler arasındaki ilişki romantik ilişkiler gibidir. İstenirse olur. İstenmezse araya ne koyarsanız koyun ya da ne kadar başarılı bir ön çalışma yapılmış olursa olsun planınız geçerli olamayabilir. Bu yüzden müziğin tüm yargıların ve tüm ön yargıların üstünde olduğuna inanıyorum. Biri eğer o güne kadar denenmemiş bir şey yapıyorsa ilk başta değişik gelecektir ama ''iyi'' yapıyorsa mutlaka kabul görecektir. Elvis Presley için ön hazırlık yapmış olabileceğini söyleyebilir miyiz? Ama bugün müzik tarihinde milat olarak kabul edilen durumlardan biriyse demek ki ön göremediğimiz şeyler de var, hem de çok... Dolayısıyla herkesin kendi başarısını tamamen kendisinin yarattığına inanmaya sanırım daha yakınım. Her önceki gelişmenin bir sonrakini etkileyeceği de reddedilmez bir gerçek bu arada. Ama bu hep olan bir şey. Her şey, her şeyi etkiliyor çünkü. Dolayısıyla sanırım asıl konu insanın kendisinde başlıyor ve dönüp dolaşıp oraya geliyor.

Özel hayatınızla ilgili bildiklerimizin çoğunu şarkılarınızdan öğreniyoruz, çok azını başka yerlerden duyuyoruz. Neden peşinizde kamera orduları olmuyor, her konuda yorum yapmanız için burnunuza mikrofon dayamıyorlar? Bu durumdaki insanlardan biri olmamayı nasıl başardınız?

Çünkü dikkat ediyorum. Ayrıca o tür bir hayatı çok sevdiğimi de söyleyemem. Ben hayatımda önemli bir gelişme olduğunda bunu hâlâ ilk olarak annemle, ablamla, dostlarımla paylaşmak istiyorum, kameralarla değil. Bu bir tercih meselesi. Günahıyla sevabıyla kendimden sorumlu olabilme özgürlüğümü korumak istiyorum. Öbür türlü bir hayat yaşadığınız zaman kameralara hesap verir duruma geliyorsunuz ve bu korkunç bir şey bence. Ben sokaklarda dolaşmayı seven, kendi hayatımı doğru bulduğum şekilde yaşamayı isteyen, vaktinin çoğunu da müziğe ayıran biriyim. Başka türlü bir yaşam planım zaten yok. Her gün davetlere katılıp soru yanıtlayacak vaktim de yok.

Nerelerde konser vermekten hoşlanıyorsunuz (özellikle sevdiğiniz üniversiteler ya da şehirler var mı)? Seyirciden memnun olmadığınız oluyor mu, oluyorsa buna ne sebep oluyor?

Benim için her konser aynı derecede önem taşıyor. Ayırım yapmak çok zor. Ama katılımın büyük olabileceği, geniş alanlarda yapılan konserler sahnedeki insan için manevi olarak gerçekten çok doyurucu oluyor çünkü otuz bin kişinin ağzından şarkınızı duyuyorsunuz ki bu da kampüslerdeki büyük alanlar sayesinde en çok üniversitelerde oluyor. Seyircileri beğenmemekse benim için asla söz konusu olamaz. Oraya müziğimi dinlemeye gelmişlerse, benim konuğumdurlar ve onlara güzel birkaç saat yaşatabilirsem ne mutlu bana. Bir müzisyenin yaptığı şeyin özünün bu olduğunu her geçen gün daha çok idrak ediyorum. Sadece konsantrasyon bozacak şekilde davranırlarsa birazcık etkileniyorum çünkü performansım da etkileniyor ve bir kişi yüzünden bütün konserin gidişatını bozmak istemezsiniz. Ama bu da çok nadir olan bir şey ve anlayışla karşılıyorum çünkü her şehirde İstanbul'daki gibi her gün konser olmuyor ve olduğunda gerçekten çok büyük bir coşku yaşanıyor.

Dinleyici kitleniz 14 yaşlarından başlayıp 35'lere kadar uzanıyor ama özellikle fan'larınız 14-17 yaş arasındalar (fan sitelerinden anlaşıldığı kadarıyla). Dinleyici kitlenizdeki bu yaş dağılımından memnun musunuz? "Aslında hitap etmek istediğim kesim.." diye başlayacak bir cümleniz var mı?

Bu da rahatlıkla seçim yapamayacağım, bu arada da çok memnun olduğum bir konu. 30 yaşlarındaki birilerinin çoğunlukta olduğu bir konserde şarkı söylerken arkadaşlarıma şarkı söylüyormuş gibi hissediyorum çünkü neredeyse hayatımın son 10 yılının önemli dönemeçlerine tanıklar. Eski bir arkadaşınızla karşılaşıp sohbet etmek kadar sıcak bir şey bu benim için... Ama yaş ortalamasının daha küçük olduğu konserlerde de müziğin ne kadar ''yaşayan'' bir şey olduğunu yeniden idrak ediyorum çünkü bugün 15 yaşında olup konserime gelen biri ben ilk albümümü yaptığımda 5 yaşında oluyor ve onun en sevdiği albümünüz son albümünüz oluyor! Bunları izlemek gerçekten çok heyecan verici ve motive edici şeyler. Bu yüzden müziğimi dinleyen herkes ama herkes benim için kıymetli, ayırım yapmam mümkün değil. Onların algıladıkları farklı olabilir belki.

Şarkı sözlerini de hep kendiniz yazmanız edebiyatla daha yakından ilgilenmenizi gerektiriyor mu? Özellikle yazı tarzını sevdiğiniz yazarlar var mı?

Şarkı sözü yazmak için gerekli olan şey edebiyat bilgisinden çok, ifade edebilme isteği ve müzikle söz arasındaki ahengi yakalayabilme becerisi ve tecrübesi. Çünkü şiir yazmak ve şarkı sözü yazmak birbirine yakın dursa da farklı şeyler. Bu arada farklı sanat dallarına ilgi göstermek sizi mutlaka zenginleştirecektir. Ama özel olarak edebi dili için takip ettiğim bir edebiyatçı yok. Daha çok farklı bakış açılarıyla tanışabileceğim, dili ne olursa olsun başka türlü düşünmeyi de tecrübe edebileceğim çalışmalara kendimi daha yakın hissederim. Bu bir film de olabilir, şiir de, kitap da, şarkı da...

Müzik piyasasının şu andaki durumunu ve genel gidişatını nasıl buluyorsunuz? Albümlerinizi yaklaşık 2 yıl arayla çıkardığınız için piyasadaki değişimleri net olarak değerlendirebiliyorsunuzdur.

Sanırım en kötü zamanını yaşıyor müzik endüstrisi. Daha doğrusu bana biraz da İnternet'in de etkisiyle şekil değiştiriyor gibi geliyor. Buna rağmen zaman zaman tüm bunlardan bağımsız olarak çok güzel çalışmalar da oluyor ama çok yakında müzik yapım şirketlerinin çoğunun kapılarını kapatmak zorunda kalması söz konusu olabilir çünkü insanlar CD almak yerine MP3 indirmeyi tercih ediyorlar. Müzik yapmak ucuz bir iş değil, ekonomisi çok büyük. Ama böyle giderse sanırım bildiğimiz anlamda sektör diye bir şey kalmayacak. Ya da şirketler çok küçük bütçeli albümler yapmayı tercih edecekler ki bu da müziğin niteliğine de yansıyacak çünkü çalıştığınız stüdyonun özellikleri, çalıştığınız zaman dilimi, aklınıza gelen her şey kayıplara uğrayacak. Bu aslında çoktan yaşanmaya başladı bile. Umarım bu enteresan süreci büyük yaralar almadan hep birlikte atlatırız çünkü müzik hayattaki en güzel şeylerden biri.

 

                                                                                                                                                                 DEVAMI GELECEK

0 yorum

ŞEBNEM FERAH HAKKINDA HERŞEY

22 Şubat 2009, 09:13. 0 fav. AVRİL.  
Etiketler:

12 Nisan 1972 yılında Yalova'da doğdu. Kırmızı elbiseler giyerek mahallede şarkılar söyleyen Şebnem Ferah'ın müziğe olan ilgisi küçük yaşlarda başlamış. Şebnem'in müzikle tanışmasında ailesinin çok büyük rolü olmuş. İlk okulda enstrüman ve solfej dersleri almaya başlamış. Şebnem'in ailesinde hemen hemen herkes müzikle içiçe ve evin her köşesinde enstrüman olduğu için müzik konusunda bilgili ve hazır olarak atılmış piyasaya.

İlk okul yıllarında mandolin kursu alan Şebnem okul orkestrasında da solistlik yapmış ve bugüne dek hayatını müzikle bağdaştırmış. Liseyi Bursa Gemlik'te "Özel Namık Sözeri Lisesinde" yatılı bir öğrenci olarak okumuş ve bu dönemler Şebnem'in kendisini tanımasına, tek başına ayakta kalmasına yardımcı olmuş.

Şebnem'in okul orkestralarında başlayan bu serüveni daha sonra küçük topluluklarla devam etmiş. Lise zamanlarında"Pegasus"adlı grubuyla beraber çalışan ama kafasında bir kız grubu hayali olan Şebnem, 80'lerin ortasında Bursa'da açılan bir stüdyo sayesinde Sedat abisiyle tanışmış ve bu hayalini 1988 yılında kurduğu "Volvox" grubuyla gerçekleştirmiştir. Müzik uğruna "Odtü Ekonomi" Bölümünü 2. sınıftan terk etmiş ve daha sonra İstanbul'a gelince "İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili Ve Edebiyatı" bölümüne kaydolmuş.

1994 yılında "Volvox" grubunun dağılması sonucu Şebnem Ferah bireysel çalışmalarına başlamış. Rahmetli sanatçımız Onno Tunç ve Sezen Aksu'nun keşfi sonucu Underground ortamdan daha Ferah bir ortama kavuşmuş.

Daha sonra "15 Kasım 1996 Cumartesi" günü "KADIN" adlı ilk solo albümünü çıkardı. İlk videosunu "Vazgeçtim Dünyadan" adlı parçasına çeken Şebnem, Rock müzik piyasasını yeni bir döneme soktu. Çıkışıyla büyük bir sansasyon yarattı. Gerek kaset satışları gerekse video klibiyle uzun süre listelerde bir numara olarak boy gösterdi. Daha sonraları "Yağmurlar", "Bu Aşk Fazla Sana" ve "Fırtına" adlı şarkılarına klip çekti. İlk konserini "04 Nisan 1997" de "İzmir Ege Üniversitesi" nde verdi ve büyük bir kalabalığa yaklaşık 6000 kişiye unutulmayacak dakikalar yaşattı. İzmir'deki konserin ardından Türkiye'nin çeşitli yerlerinde konserlerine devam etti ve bu konserlerin yanı sıra düzenli bar programları da yaptı.

Tabii ki Şebnem`in yaşadığı çok büyük acılar da oldu. 1998 yılında Ablası Aycan Ferah`ı yitirdi. Üzüntülü bir dönemin ardından 2.5 yıllık bir aradan sonra "24 Haziran 1999 Perşembe Günü" ikinci albümünün ilk klibi "Bugün" müzik kanallarında boy göstermeye başladı ve tarih "30 Haziran 1999 Çarşamba" yı gösterdiği zaman "Artık Kısa Cümleler Kuruyorum" adlı ikinci albümünü yine sansasyonlu bir şekilde bizlere sundu. İlk albümünde olduğu gibi ikinci albümünde de İskender Paydaş ve Pentagram ekibiyle çalışan Şebnem yine herkesi üzerine yoğunlaştırdı. Çok samimi sözlerin üzerine sarılmış etkileyici melodiler yine hafızamıza kazınacak ve aklımızdan asla silinmeyeceklerdi. Albümün ikinci videosu "Artık Kısa Cümleler Kuruyorum" şarkısına geldi, klibin yönetmenliğini Hakan Yonat yaptı. İkinci albümün ardından yine araya uzun bir stüdyo dönemi girdi.

Bu arada acılar Şebnem`in peşini bırakmadı. 1999 yılında meydana gelen 17 Ağustos depreminde Babası Ali Ferah`ı yitirdi. Acılarını hafifletmek ve yeni şarkılar üretmek için müziğe daha da sıkı sarılmayı tercih etti. Böylece "03 Ekim 2001" tarihinde "Perdeler" adlı üçüncü albümü yayınlandı ve yine büyük beğeni topladı. Bu sefer ki albümde Şebnem, İskender Paydaş ve Pentagram üyeleriyle değil de sahnede birlikte çaldığı müzisyenlerle çalışmıştı. Bu albümden ilk video, albümle aynı adı taşıyan "Perdeler" şarkısına çekildi

Can Kırıkları

 
. Klip, Türkiye standartlarının çok dışında ve oldukça güzel görüntüler barındırıyordu. Bu klipten kısa bir süre sonra "Sigara" şarkısı da, renkli camda boy göstermeye başladı.

İki yıl aradan sonra, tarih "12 Mayıs 2003 Pazartesi" yi gösterdiğinde, yeni albümünün ilk videosu "Ben Şarkımı Söylerken" müzik kanallarında dönmeye başladı. "15 Mayıs 2003 Perşembe Günü" "Kelimeler Yetse" adlı muhteşem bir albümle Şebnem tekrar aramıza dönmüş oldu. İlk klibiyle kendinden oldukça söz ettirmeyi ve yine yeniden gündeme oturmayı başardı. Röportajlar, Tv programları derken kendini yoğun bir temponun içinde bulan Şebnem, bu yoğun temponun arasında Gözlerimin Etrafındaki Çizgiler ve Mayın Tarlası’na da klip çekti ve yeni albüm çalışmalarına başlayana dek Türkiye'nin bir çok şehrinde konserler verdi...

Sessiz sedasız geçen bir yılın ardından, “5 Temmuz 2005 Salı günü” bu defa Tarkan Gözübüyük prodüktörlüğünde 5. albümü “Can Kırıkları”nı yayınlayarak yeniden piyasaya damgasını vuran Şebnem Ferah, ilk klibini de albümle aynı ismi taşıyan şarkısı “Can Kırıkları”na çekti. Son albümlerine oranla sert sounduyla dikkat çeken albümünün, 29 Temmuz 2005 günü Parkorman’da gerçekleşen gala konseriyle yeniden dinleyicilerine kavuşan Şebnem’in yeni albüm konserleri de bu sayede başlamış oldu. Çok geçmeden “Çakıl Taşları”na ikinci video klip geldi. Katıldığı programlarda birçok klip ve konser müjdesi veren Şebnem’in, konser maratonu halen devam etmekte...

Albümleri dışında da Şebnem Ferah’ı pek çok farklı çalışmada görmemiz mümkün. Kimi sanatçıya geri vokalleri'yle, kimisiyle de düet yaparak onlara eşlik etmiştir. Bunun yanı sıra birçok film ve reklam müziği'ni de seslendirmiştir. Aynı zamanda diğer sanatçılarla beraber yardım konserleri vermek gibi pek çok faaliyette de bulunmuştur.

Kısacası Şebnem varolduğu günden bu yana bir çok eşsiz başarıya imza atmıştır.

Kendi ruhunun müziğini bulup, seçtiği yolda emin ve sağlam adımlarla yürümeyi başaran, içi doldurulmuş boş şarkıları değil hayatın gerçeklerini yansıtan şarkılarını, eşsiz sesini bizlere sunan ve en önemlisi dinleyenlerine Yüreğinin Tümünü açmaktan çekinmeyen, daima Samimi Duygularını paylaşan Gerçek Müzisyen Şebnem Ferah'a binlerce teşekkürler.


Diğer İnsanları Bilmiyoruz Ama Biz Büyüyoruz Seninle, Şarkılarınla, Müziğinle...

 

                                                                                        ŞEBNEM FERAH FOTOLAR















































































































































                                                                          DİSKOGRAFİ MAVİ SÖZLERİN ÜZERİNE TIKLAYARAK ŞARKI SÖZLERİNİ GÖREBİLİRSİNİZ...

Kadın

Kadın

- Raks Müzik ( 1996 )
Vazgeçtim Dünyadan 10595
Deli Kızım Uyan 8644
Iyi Gün Dostlarım 5772
Bu Aşk Fazla Sana 7555
Bırak Kadının Olayım 7540
Fırtına 7628
Yağmurlar 8972
Yeniden Doğup Gelsem 6779
Durma 7233
Buradan Göçerken 6214
Hayatım boyunca her kararımda beni destekleyen anneme, babama, tüm aileme özellikle Canan ve Mustafa Gafuroğlu'na, Volvox'ta birlikte çaldığım ve dostluğun en güzelini yaşadığım Özlem, Buket, Duygu, Arzu, Ebru ve albüm sırasında hep yanımda olan Gül'e, Sedat Abi'ye, Münevver Altunbulak'a, Hakan'a, Murat'a, Teoman'a, Keçe'ye, Metin'e, Alp'e, Sertab Erener'e, Arzu Özbakış'a, Umur ' Aliye Turagay'a, Gamze'ye,

Filiz Türkmen'e,

Yaprak Özdemiroğlu'na, Hale'ye, Kemancı ve Sis Bar'a, Albümde yer alan muzisyen arkadaşlarımın dışında, bugüne kadar birlikte çaldığım ve bana destek olan tüm muzisyenlere, albümümü merak eden herkese, dinlediğim ve her gün yeni bir şeyler öğrendiğim bütün dev sanatçılara

Sonsuz Teşekkürler...

Ayrıca;

Bu albüm için bana güvenen Sezen Aksu, Onno Tunç, yardımları için Bektaş Türk, Zehra Eti ve Karma Müzikteki herkese, titizliği, çalışkanlığı ve yaptığı her şey için Çağlar Türkmen'e, tüm fikirleri, performansı ve zaman ayırdığı için Demir Demirkan'a, güvenini, sabrını, duygularını ve dostluğunu hiç esirgemeyen, hayatım boyunca birlikte çalışmak isteyeceğim İskender Paydaş'a, ne olursa olsun hep yanımda hissettiğim, iyi niyetini, arkadaşlığını ve müzikal birikimini bütün enerjisiyle albüme yansıtan Tarkan Gözübüyük'e çok teşekkür ederim. Sizlerle çalışmak hayatımın en güzel ve en öğretici tecrübesiydi. Hepinizi çok seviyorum.
 
Artık Kısa Cümleler Kuruyorum

Artık Kısa Cümleler Kuruyorum

- Karma Müzik ( 1999 )
Artık Kısa Cümleler Kuruyorum 12375
Bugün 8074
Oyunlar 6316
Ay 6041
Kalbim 9987
Herkes Bilsin Istedim 6794
Üvey 4812
Oyunun Sonunda 6921
Nefessiz Kaldım 7477
Yorgun 6353
Aslında 'artık kısa cümleler kuruyorum' adlı parçayı yazarken amacım hayatıma her ne şekilde olursa olsun giren herkese teşekkür edebilmekti. Hem tanıdığım, çok sevdiğim dostlarıma ve aileme, hem de müzik yapmaya başladığım günden beri beni dinleyen, yanımda olan, isimlerini bilmediğim ama yüreğimde hissettiğim; bazen konserlerde, bazen sokakta bir araya geldiğim ama en önemlisi müzik arşivlerinde yer aldığım yolculuk arkadaşlarıma...

Bilmenizi isterim ki sizlerle birlikte olabildiğim her an benim için hayatın en büyük armağanlarından... Bu parçayı kaydederken herhangi bir düzenleme yapmaktan kaçındım. Yalnızca bir gitar eşliğinde söyledim; çünkü gitarımı alıp, evinize gelip birlikte şarkı söylemiş olmayı hissedelim istedim. Sadece bu parçada değil, albümdeki tüm parçalarda kalbimi sonuna kadar açmakta hiç tereddüt etmedim çünkü sizler benim arkadaşım oldunuz. Yakınlarınızda olduğumda kendimi çok huzurlu hissediyorum. Hayatımın en güzel parçası olduğunuz için hepinize teşekkür ederim.

Ayrıca;

Annecim, babacım; beni bu kadar büyük bir sevgi ve güven duygusu ile büyüttüğünüz için;
Canım ablam Canan Gafuroğlu, Mustafacım ve benim küçük Can'ım... Her koşulda yanımda olduğunuz ve söylediğiniz tüm güç verici cümleler için;

Arkadaşlarım Gül, Buket, Kutsal, Ozan, Aykan, Metin, Serdar, Türkay, Arzu Özbakış, Ertan Altun, Teoman, Sertab Erener, Sedat abi, Alpim, Mustafa abi, Deniz, Burak, Murat Tümer, Janset, Yaprak, Ogün, Sinem, Hakan, Hale ve Zehra Eti; dostluğunuz, emekleriniz ve hayatıma kattığınız her şey için;

Muratcım; bu albümde yanımda olduğun ve kayıt yapmayı bu kadar eğlenceli kıldığın için;

Hakan Kurşun ve Ayhan; ilk kez çalışmamıza rağmen gösterdiğiniz iyi niyet ve profesyonelliğiniz için;

Raks, Karma ve Universal Müzikte çalışan herkes özellikle Arzu Birtekcan, Züleyha, Funda, Bektaş Bey, Neşe Hanım ve Şevket Gözalan; bana çok güvenip her konuda özgür bıraktığınız için;

Albümde çalan tüm müzisyen arkadaşlarım ve büyüklerim; performanslarınız ve emekleriniz için;

Ben hiç konuşmadan yüzümden her şeyi anlayan şahane patronum Sezen Aksu; aklıma gelen her şeyi kaydedebilmem için sağladığın stüdyo imkanları ve arkadaşlığın için;

Çağlarcım son aşamasında da olsa bu çalışmaya katılıp beni yalnız bırakmadığın için;

Demircim, Tarkancım ve İskendercim; kalbimdeki ve beynimdeki müziği hayata geçirirken yanımda olduğunuz, birikimleriniz, enerjiniz, sevginiz, sohbetleriniz ve tarif etmekte zorlandığım ama aramızda olduğunu hissettiğim gönül bağını bana armağan ettiğiniz için hepinize çooooook teşekkür ederim. Hepinizi çok seviyorum.

Bana müzik aşkını ilk kez hissettiren ve adeta öğreten canım ablam Aycan Ferah'ın anısına...

O güzel sesinle şarkı söyleyişin kulaklarımdan asla gitmiyor...
 
Perdeler

Perdeler

- Universal ( 2001 )
Sigara 7845
Aşk 7783
Sil Baştan 97189
Nereye Kadar 6404
Perdeler 6496
Günaydın Sevgilim 6945
Dünya 5682
Saatim Çalmadan 5936
Korkarak Yaşıyorsan 11505
Universal Müzik'de çalışan herkese; özellikle Züleyha Doğanay, Yiğit Güralp, Timur Çelikyay, Güneş Ramazanoğlu, Bige Daruga, H. Ferit Giresunlu, Umut Deniz, Murat Ersöz, Şengül Özmat, Neşe Demirkat ve Süha Yavuz'a... Her koşulda bana güvendiniz,yanımda oldunuz, arkadaşlarım oldunuz. Bunlar benim için gerçekten çok kıymetli...
Levent Büyük, Kaya Tanyel, Burak Karaca, Orhan Cebeci'ye... Albümü kaydederken gösterdiğiniz sıcaklık, özen... Her şey için...
Apocalyptica; (Max Lilja, Perttu Kivilaakso, Paavo Lotjonen, Eicca Toppinen) Guys you were excellent! It was really nice to meet you!...
Londra "Metropolis Studios", Ian Cooper; thanks for everything!
Arif Mardin'e... Söylediğiniz her şey, heyecanınız beni büyüledi ve içime sıcacık yepyeni bir güven duygusu akıttı adeta...
Arkadaşlarım Gül Ağırca, Kutsal, Alper, Ertan Altun... Her zaman sevginizi hissettim.
Özkan Uğur, Fuat Güner, Ertan Tekin, Ercan Irmak... Hayranlıkla dinlediğim müzisyenlerin katkılarını hissetmek çok güven verici...
Tarkan Gözübüyük, Demir Demirkan ve İskender Paydaş... Yaptığımız uzun sohbetlerde ve birlikte kaydettiğimiz iki albümde sizden o kadar çok şey öğrenmişim ki... Bu albümü yaparken tüm bunlar bana hep yol gösterdi, güç verdi...
Albümlerimi dinlemekle, konserlerime gelmekle yetinmeyip sadece sevgileri doğrultusunda çaba gösteren, internet siteleri açan Didem Mazlum, Volkan Ungan, Ayça Sarıgül, Hakan Sönmezler ve daha bir çok genç arkadaşım... Yaptıklarınızın kıymetini biliyorum.
Buket Doran, Ozan Tügen, Aykan İlkan, Metin Türkcan... Size teşekkür etmenin bir yolunu bulamıyorum. Bu aslında sizin albümünüz. Disiplininiz, çalışkanlığınız, özveriniz, özeniniz, sabrınız ve dostluğunuz daha doğrusu tüm özellikleriniz hayatımda sanki yepyeni bir sayfa açtı. Her müzisyenin olamayacağı kadar şanslı olduğumun farkındayım. Çaldığınız her notanın keyfini doya doya yaşıyorum. İyi ki varsınız ve sizi çok seviyorum...
Ailem, Canan ve Mustafa Gafuroğlu... İnsanın yetiştiriliş tarzından memnun olması çok güzel bir duygu, her zaman yanımda olduğunuz için sağolun...
Sahneye çıkmaya başladığım ilk günden beri yanımda olan, albümlerimi dinleyip beni bir arkadaş olarak kabul eden herkes... Aklımın karışık olduğu zamanlarda beni en çok sizler heyecanlandırıp, aldığım her yeni nefese kocaman bir anlam katıyorsunuz... Arkadaşlığımızın güçlenerek devam etmesi dileğiyle...

</t

0 yorum

KARIŞIK ÇORBA GİBİ:):):):):):)

17 Şubat 2009, 11:41. 0 fav. AVRİL.  
Etiketler:


yeni msn avatarlarıyeni msn avatarlarıResim

Kelimeler Yetse

Kelimeler Yetse

- Universal ( 2003 )
Iyi Kötü / Dans Pisti 8478
Babam Oğlum 8142
Ben Şarkımı Söylerken 10141
Senin Adın Ne 5467
Gözlerimin Etrafındaki Çizgiler 7751
Çocukken Sahip O

smiley hareketli ifadeler  smiley hareketli ifadeler smiley hareketli ifadeler smiley hareketli ifadeler smiley hareketli ifadeler smiley hareketli ifadeler smiley hareketli ifadeler smiley hareketli ifadeler smiley hareketli ifadeler smiley hareketli ifadeler

smiley hareketli ifadeler smiley hareketli ifadeler smiley hareketli ifadeler smiley hareketli ifadeler smiley hareketli ifadeler smiley hareketli ifadeler smiley hareketli ifadeler smiley hareketli ifadeler

smiley hareketli ifadeler smiley hareketli ifadeler smiley hareketli ifadeler smiley hareketli ifadeler smiley hareketli ifadeler smiley hareketli ifadeler smiley hareketli ifadeler smiley hareketli ifadeler

[Resim: Demon01.gif] [Resim: Demon02.gif] [Resim: Demon03.gif] [Resim: demon39.gif] [Resim: Demon06.gif] [Resim: Demon07.gif] [Resim: Demon08.gif][Resim: Demon09.gif] [Resim: Demon10.gif] [Resim: Demon12.gif] [Resim: Demon13.gif] [Resim: Demon14.gif] [Resim: Demon15.gif] [Resim: Demon16.gif][Resim: Demon17.gif] [Resim: Demon18.gif] [Resim: Demon19.gif] [Resim: Demon20.gif] [Resim: Demon22.gif] [Resim: Demon23.gif] [Resim: Demon24.gif] [Resim: Demon42.gif] [Resim: Demon26.gif] [Resim: Demon27.gif] [Resim: Demon28.gif] [Resim: Demon30.gif] [Resim: Demon31.gif] [Resim: Demon32.gif][Resim: Demon33.gif] [Resim: Demon35.gif] [Resim: Demon36.gif] [Resim: Demon37.gif] [Resim: Demon05.gif] [Resim: Demon25.gif] [Resim: Demon40.gif][Resim: Demon43.gif] [Resim: Demon44.gif] [Resim: Demon46.gif] [Resim: Demon48.gif] [Resim: Demon47.gif] [Resim: Demon52.gif]
[Resim: Demon11.gif] [Resim: Demon38.gif] [Resim: Demon41.gif] [Resim: Demon29.gif] [Resim: Demon34.gif] [Resim: Demon51.gif] [Resim: Demon45.gif] [Resim: Demon50.gif] [Resim: Demon53.gif]

[Resim: addemoticons11924cw1.gif][Resim: addemoticons11910et8.gif][Resim: addemoticons11929np2.gif][Resim: addemoticons11920bl2.gif][Resim: addemoticons11926zz5.gif][Resim: addemoticons11918sk2.gif][Resim: addemoticons1196ov3.gif][Resim: addemoticons11919bi0.gif][Resim: addemoticons11915dd1.gif][Resim: addemoticons11922xd1.gif][Resim: addemoticons1197cr7.gif][Resim: addemoticons11917uh6.gif]
[Resim: addemoticons1191hs7.gif][Resim: addemoticons11912hm0.gif]








 

 

 





 





 





ResimResimResimResimmsn avatarları
güzel avatarlar
şekilli avatarlar
şekilli avatarlar
şekilli avatarlar
yeni avatarlar

ßu KeNdı e$erım = Sevme ßeni Kızım Toz Toprak Kokarım Sarkı Türkü ßiLmem Siir yazarım Elini Uzatma Sakın Silah Diye Tutarım Girme Rüyama Kızım Kafana Sıkarım Cünkü ßen Allahına Kadar deLikanLiyim
Rezil nickler
вєηι уıρяαтмα ¢αηıмıη ιçι вєηι αgℓαтмα...уıℓℓαя zαтєη вöуℓє gє¢єя вαяι ѕєη уıкмαααα

KiM O GöZLeRiNDeKi YaBaNCı ?! Yakanı Bırakmaz Ellerim Hani Ben oLaCakTıM Y A L A N C I Başının TaCı !

Nsl Değdi Ellerin Onun Ellerine ?GiT! Bir Daha Dönme Geri,İstemem Bundan BöyLe ElleriniGit

aTeş oLsaN düşTüün yeRi yakaRsıN baNa hiç bişeY oLmaz

ALLahıma şüküRLer oLsuN bNi sana baqışLadı sNi kimseye deiL bNa bıRaktıı

iLk we soN aşkıMdınn şu yaLan düNyadaa

öLüm bLe qüzeLdir sNn yaNıNdaaa

kaLbim dayaNıRmı bu acıyaa

yaLnızım Ne oLursuN aL yaNınaa

oLüm GéLdiği Zaman YaniMa GéLMé Bén AzRaiLLé'Dé HéSap
KiTap Yaparim !!

DağLar oNumDé éğiLirKéN KaYaLaRa YaLVArMamm

Askini KaNimLa YazDim Hér Bir YaniNa

uCurumun KéNaRinDa oLsan BiLé Sirf Hayata GiciKlik oLsun DiYé
GuLumSé
resil olmuş sözler
iNsaNa seweN deiL sewmeyeN yaRanıRRr

Ўεмįήįm Ў£мįή DãмãяLãяıмdãkį Kãή Cãήlм ôLگµή گεndεή ßã$kãگıήı گ£v£яگ£m ßµ Cãή ßãήã Hãяãм ôLىµή

Kimse Anlamasın beni ßen kendimi anlarımm ben böyle mutluyumm

Sénin O Haincé védandan SonRa ßen çoktan véda ettm aşklara

seN ne sewqideN Ne de iNsanLıktaN aNLarsıN seNi sewdiim qüNe LaNet oLsunn!

Bitkisel Hayata Girdim, ama Hiç Önemli Değil Maksat Yeşillik Olsun
Kötü Şans da Olmasa Şansın Yüzünü Göreceğimiz Yok Valla

Kim demiş Avrupa’nın insanları medeni
Çırılçıplak bedeni
Gaye olmaksa medeni
Desenize hayvanlar sizden daha medeni…






VaRLıĞımda Acı ÇektinSe
yOkLuĞumda MutLu Ol!







Senden ßana kaLan Tek HatıRa
yüReĞimdeki ' yAr 'a






Hayat iLe Arama!
yOkLuĞunu ßırakıp Gittin






Sus Sevgili ! ‘’Gitme’’ deme
Gözümde büyüdüğün o yerinde kal…Düşme !!










hOşÇakaL Hüznüm!
hOşçakaL yüReĞimi AdadıĞım ÖmRüm <3

"..ÇaY ßardağınDa ßırakılaN DudaK PaYı KadaR ßiLe uZaK KalamaM GözleriNe.."

"YaşaM aCı ßiR SoğaNa ßenzeR SoğaNı KaT KaT SoyarkeN ZamaN ZamaN aĞlatıR."

Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim

Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim
Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim
Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim
Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim
Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim
Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim
Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim
Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim
Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim
Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim Resim ResimResim

Resim

Resim

Resim

Resim

ResimResimResimResimResim
ResimResimResimResimResimResim
ResimResimResimResimResimResim
ResimResimResimResimResim
ResimResimResimResim
ResimResimResimResim
Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim



Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim


Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

GİRDE GÖR KARIŞIK:):):):):):)

16 Şubat 2009, 15:59. 0 fav. AVRİL.  
Etiketler:

   
 Converse  converse love converse mania   CONVERSE
yeni msn avatarlarıyeni msn avatarları
converse adventure  365_15 - Converse
Converse   Converse & Volley Ball
Converse & Pink   converse
Converse 1   Converse
Converse   Converse
Converse All Star de Pana   Converse All-Star
Converse love   Converse All Star - 2
Converse 3   Converse
Converse's at the KPL   Converse
Converse   Converse = Love
converse love   Converse
Dirty Converse   New Converse Love
That Converse Shot   Converse
Converse   Mis fieles converse azules
converse 3   converse, part two.
Converse.   Converse All Star III
Converse-ation   Converse
converse=personality   converse lomo
Converse All-stars   converse
CONVERSE   converse
Converse en la arena   converse
Converse at work...   converse
Converse   Converse
Converse + Holga   converse (ritual photo)
converse R. I. P.   Converse Xhis make Tokyo
Converse     converse
●●| Converse   converse
^^ConVerSes xEveR ^^   blue converse heart
Pink Converses.   meh & converse on tour II
pink converse heart   golf+converse
All Converse Stars   green converse
red converse heart  love converse
Old Converse All Stars   my old converse all star
love green love converse   Converse All Star
Converse   Converse 2
Converse Close - Up 2   Converse
Converse Black and White Hi   Converse

























  Resim


Resim


Resim


Resim


Resim


Resim


Resim


Resim


Resim


Resim


Resim


Resim


Resim


Resim


Resim


Resim


Resim


Resim


Resim


Resim


Resim


Resim


Resim


Resim


Resim


Resim


Resim


Resim


Resim


Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim


Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim

Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim

Resim
Resim
Resim
Resim

Resim

Resim

Resim

0 yorum

AVRİL LAVİGNE KARMAKARIŞIK:):):)

16 Şubat 2009, 15:32. 0 fav. AVRİL.  
Etiketler:

All We Know


All We Know

We've tried so hard to understand, but we can't.
We held the world out in our hands and you ran away.

It takes some time to let you go and it shows.

Cause all we know is falling, it falls.
Remember, cause I know that we won't forget at all.

Now we can follow you back home but we won't.
Is this what you had waited for? Just to be alone?

It takes some time to let you go and it shows.

Cause all we know is falling, it falls.
Remember, cause I know that we won't forget at all.

You never, you never said
This wasn't what you wanted, was it? Was it?

This isn't what you wanted.
This isn't what you wanted.

Cause all we know is falling, it falls.

AvRiL LavignE -- he wasn't -- şarkı sözü + anlamı

He Wasn T

Theres not much more going on today.
Im really bored and its getting late
What happened to my saturday
Mondays coming, the day i hate
I'll sit on my bad alone staring at the phone
He wasnt what i wanted
What i thought no
He wouldnt even open up the door
He never made me feel like i was special
He isnt really what im looking for
This is when i start to bite my nails
And clean my room when all else fails
I think its time for me to bail
This point of view is getting stale
Uh ah uh ah uh ah uh ah
Na na na na na
We've all got choices
Na na na na na
We've all got voices
Na na na na na
Stand up and make some noise
Na na na na na
Stand up and make some noise
Like i was special
Cos i was special



O Değildi
Bugün olan pek bir şey yok
Gerçekten sıkıldım, saat geç oluyor
Ne oldu benim cumartesime?
Pazartesi geliyor, en nefret ettiğim gün
Yatakta yalnız oturuyorum telofona bakarak
İstediğim o değildi, bende olan, hayır
Kapıyı bile açamazdı

Asla beni özel hissettiremedi
Aradığım o değildi gerçekten
Burada tırnaklarımı kemirmeye başlıyorum
Odamdayım, her şey kötü giderken
Benim için toparlanma zamanı
Bu bakış açısı bayatlıyor artık

Na na na na na
Hepimizin seçme hakkı var
Na na na na na
Hepimizin sesi var
Na na na na na
Kalkın da gürültü yapın biraz
Na na na na na
Kalkın da gürültü yapın biraz
İstediğim o değildi, bende olan, hayır
Kapıyı bile açmazdı
Asla beni özel hissettiremedi
Özelmişim gibi, çünkü özelim

The Best Damn Thing

Let me hear you say hey hey hey
Alright
Now let me hear you say hey hey ho

I hate it when a guy doesn't get the door
even though I told him yesterday and the day before
I hate it when a guy doesn't get the tab
And I have to pull my money out and that looks bad

Where are the hopes, where are the dreams
My Cinderella story scene
When do you think they'll finally see

[Chorus:]
That you're not not not gonna get any better
You won't won't won't you won't get rid of me never
Like it or not, even though she's a lot like me
We're not the same
And yeah yeah yeah I'm a lot to handle
You don't know trouble, I'm a hell of a scandal
Me, I'm a scene, I'm a drama queen
I'm the best damn thing that your eyes have ever seen

Alright, alright
Yeah

I hate it when a guy doesn't understand
Why a certain time of month I don't wanna hold his hand
I hate it when they go out, and we stay in
And they come home smelling like their ex girlfriends

I found my hopes, I found my dreams
My Cinderella story scene
Now everybody's gonna see

[Chorus]

Give me an A (always give me what I want)
Give me a V (be very very good to me)
R (are you gonna treat me right)
I (I can put up a fight)
Give me an L (let me hear you scream loud)

One, two, three, four

Where are the hopes, where are the dreams
My Cinderella story scene
When do you think they'll finally see

[Chorus]

Let me hear you say hey hey hey
Alright
Now let me hear you say hey hey ho

Hey hey hey
Hey hey hey
Hey hey hey

my happy ending

Avril Lavigne - My Happy Ending Lyrics

Oh oh, oh oh, so much for my happy ending
Oh oh, oh oh, so much for my happy ending
Oh oh, oh oh, oh oh,

Let's talk this over
It's not like we're dead
Was it something I did
Was it something you said
Don't leave me hanging
In a city so dead
Held up so high
On such a breakable thread (breakable thread)

You were all the things I thought I knew
And I thought we could be

[Chorus:]
You were everything, everything that I wanted
We were meant to be supposed to be but we lost it
All of the memories so close to me just fade away
All this time you were pretending
So much for my happy ending
Oh oh, oh oh, so much for my happy ending
Oh oh, oh oh

You've got your dumb friends
I know what they say (they say)
They tell you I'm difficult
But so are they (so are they)
But they don't know me
Do they even know you (even know you)
All the things you hide from me
All the shit that you do (all the shit that you do)

You were all the things I thought I knew
And I thought we could be

You were everything, everything that I wanted
We were meant to be supposed to be but we lost it
All of the memories so close to me just fade away
All this time you were pretending
So much for my happy ending

It's nice to know that you were there
Thanks for acting like you cared
And making me feel like I was the only one
It's nice to know we had it all
Thanks for watching as I fall
And letting me know we were done

It was everything, everything that I wanted
We were meant to be supposed to be but we lost it
All of the memories so close to me just fade away
All this time you were pretending
So much for my happy ending

You were everything, everything that I wanted
We were meant to be supposed to be but we lost it
All of the memories so close to me just fade away
All this time you were pretending
So much for my happy ending

Oh oh, oh oh, so much for my happy ending
Oh oh, oh oh, so much for my happy ending
Oh oh, oh oh, oh oh, oh oh

 Soy Ağacı :
Ailesi :
Brother (erkek kardeş) : Matt Lavigne
Father (father) : John Lavigne
Mother (anne) :Judy Lavigne
Sister (kız kardeşi) : Michelle Lavigne
Bu Avril'in Köpeği Sam...

[Resim: 03tc0.jpg]

Avril Lavigne'nin Ailesi İle Fotoğrafları

[Resim: 05yh2.jpg]

[Resim: 02kg2.jpg]


[Resim: 06ra1.jpg]


[Resim: 04oh0.jpg]


[Resim: 07kp8.jpg]


[Resim: 01ez1.jpg]



imzamdaki de avrilin küçüklüğü..!


***PrİnCeSssSS***
[Resim: jhklkjleu7.jpg]
MiNiq AvRİL :]

Çocukluğunu Nerede Geçirdi?

Avril, çocukluğunu Kanada'nın nüfusu 5000 olan en küçük kasabalarından birinde Managemet'de geçirdi.Zorluklarla büyütülmüştü.Ama en iyi arkadaşlarının 3 tanesini orada edinmişti.
Çocukluğu onun için en mutlu dönemleriydi büyüyünce sıkıntılar başlamıştı ailesine katkısı olsun diye bir yandan çalışıp bir yandan okumuştu.3 kardeş ailelerine yardım etmek için çok didindiler..

avril ve eşi































AVRİLİN ÇOCUKLUĞU


Avril daha çocukken çok hiperaktif ve yaramazmış annesinin anlatımlarına bakılırsa.Annesi onu misafirliklere götürmek istemezmiş, çünkü her yeri birbirine katarmış küçük Ramona.Gençliğindede arkadaşlarıyla buluşur, futbol oynar ve kaykay yaparmış.Onu kimse durduramazmış, hiç bir zaman hiç bir şeyden yılmazmış.Habire koştururmuş.Kimse onu ilgilendirmiyormuş, kimsenin onun hakkında ne düşündüğü onu ezele kadar ilgilendirmiyormuş.

AVRİL VE AİLESİ


















Avrilin Yeni ve Eski Evi

eski evi

Yeni Evi




















_KİŞİSEL HAYATI_


Lavigne'in vejetaryen olduğu bilinmektedir. Fakat, 2007 yılında yapılan bir röportajda Lavigne, et yemeyi tercih etmediğini söylemiş fakat vejateryenlikle ilgili bir yorum yapmamıştır.Gençken Napanee'de gittiği bir pizza restoranında yediği zeytin parçalı pizzanın onun en sevdiği yiyecekler arasında yer aldığı, kendisine ait olan Under My Skin Bonez adlı belgeselde belirtilmiştir. Fakat buna ek olarak Avril Lavigne sesine zararlı olacağını düşündüğünden dolayı fazla pizza tüketmemektedir. Avril Lavigne'in ünlü olmasından sonra Kanada'da gittiği pizza restoranı pizzalarından birinin ismini Lavigne'e ithaf etmiştir. Hatta restorana gelen müşteriler hatıra defterine Avril ile ilgili görüşlerini yazmaktadırlar.Avril Lavigne'in sol bileğinde bir yıldız dövmesi bulunmaktadır. Bu dövmenin deseni ayrıca onun ilk albümünün kapağında da kullanılmıştır. Çalışma arkadaşı ve yakın dostu olan Ben Moody de bu dövmeden taşımaktadır. 2004 yılının sonlarında Lavigne, sağ bileğine, içerisinde D harfi olan pembe kalp şeklinde bir dövme daha yaptırdı. D harfi kocasının isminin başharfini simgelemekteydi.Lavigne, eski gitaristi Jesse Colbum ile romantik bir aşk yaşadı. Her ne kadar diğer eski gitaristi Evan Taubenfield ile adı dedikodulara karışsa da Avril böyle bir şeyin olmadığını söyledi. Bununla birlikte Taubenfield, resmi internet sitesinde Avril Lavigne'in dünyadaki en önemli arkadaşı olduğunu açıkladı. Avril Lavigne, J-14 adlı bir dergiye ilk öpücüğünü 14 yaşındayken verdiğini söyledi. Şubat 2004'de Kanadalı şarkıcı, Sum 41 grubunun solisti Deryck Whibley ile beraber olmaya başladı. 27 Haziran 2005'de nişanlandılar. Whibley, Lavigne'e Venedik'de bir gondol gezisi sırasında evlenme teklif etti. İkili, 110 misafirin katıldığı bir katolik töreniyle 15 Temmuz 2006'da Kaliforniya-Montecito'da Bella Liliybelle adlı malikhanede dünya evine girdi.

Albümler
* Let Go, (2002, Arista Records)
* Under My Skin, (2004, Arista Recods)
* The Best Damn Thing, (2007, RCA Records)

Single’lar
* Complicated, (2002)
* Sk8er Boi, (2002)
* I’m With You, (2002)
* Losing Grip, (2003)
* Don’t Tell Me, (2003)
* My Happy Ending, (2004)
* Nobody’s Home, (2004)
* He Wasn’t, (2004)
* Knocking Heavens Door, (2004)
* Fall To Pieces, (2005)
* Girlfriend, (2007)
* When you’re Gone, (2007)
* Hot (2007)
* The Best Damn Thing (2008)
Avril Lavigne ne istediğini bilen bir kız. Sabırsızlıkla beklenen üçüncü albümü The Best Damn Thing’i yaparken kafasında tek düşünce vardı: Eğlenceli bir albüm yapmak. Kanada doğumlu bu enerjik punk-pop şarkıcısı tüm dünyada 8 milyon satan son albümü Under My Skin için çıktığı 2004 turnesinde en çok hızlı, yüksek tempolu şarkıları çalmaktan hoşlandığını fark etti ve sahnede sergilemeye bayıldığı bu bitip tükenmez enerjiyi yakalayan bir plak yapmaya karar verdi.

The Best Damn Thing güçlü gitar rifleriyle, hemen akılda kalan ve eşlik edilen neşeli nakaratlarla, power pop punk ve isyankar rock ‘n’ roll tavırlarıyla dolu. Under My Skin’in daha kasvetli, daha içe dönük havasından belirgin bir biçimde uzaklaşıyor. Aldatan sevgiliye güle güle diyen isyankar, meydan okuyan “Everything Back But You” gibi şarkılarda Avril, kendi deyimiyle “günlüğünden alınma” olmayan şarkı sözlerine senaryolar yazmaktan çok zevk aldı. Sonuç, onun bir söz yazarı ve şarkıcı olarak ne kadar geliştiğini gösteren bu albüm: insana güç veren cüretkar “I Can Do Better”dan(Avril’in favorilerinden biri); hip-hop ritmlerini, güçlü akortlar, alkışlar, tek ses kız grubu stili nakaratlar ve punk rock esintileriyle birleştiren ele avuca sığmaz ilk single “Girlfriend”e ve 20th Century Fox’un fantastic/macera filmi Eragon için yazdığı “Keep Holding On” adlı duygusal balada kadar.

Avril Filmografi

Yıl

Film

Rol

Diğer notlar

2006

The Flock

Genç Bayan

 

2006

Over the Hedge

Heather

Seslendirme

2006

Fast Food Nation

Alice

College activist

2004

Going the Distance

Kendisi

Cameo

2002

Sabrina, the Teenage Witch (TV dizisi)

Kendisi

Misafir oyuncu

avril miami'de arkadaşı ve eşiyle

dikkat! resimler yeni. geçen ay mı ne çekilmiş

 

0 yorum

AVRİL LAVİGNE HABERLER VE RÖPORTAJLAR

16 Şubat 2009, 12:17. 0 fav. AVRİL.  
Etiketler:

Avril Lavıgne Cosmopolitan Röportajı


ŞEKER KIZ AVRıL

Sert görünüşü ve tatlı sesiyle bize duygusal şarkılarında hep bir hikaye anlatıyor Avril Lavigne. Bu hikayelerde Avril’ in erkekler hakkında öğrendiği şeylerden izler var.

Avril Lavigne nin sırrı hala çözülemedi: hiç kimse bu küçücük kızdan böyle güçlü bir sesin nasıl çıktığına anlam veremiyor. Avril’in şarkılarındaki ani yükselişler ve inişler gerçekten inanılmaz. Avril, 157 cmlik boyu ve utangaç yapısıyla oldukça tatlı bir kız. Her zaman şarkıcılar için üretilen dedikodular Avril’ de pek etkili olmyor. Avril güçlü sesiyle bu dedikoduların her zaman üstesinden geliyor.ilk dönemlerde neden her zaman siyah kapüşonlu sweatshirtler giydiğini anlatmak biraz zor. Avril çok çekingen bir kız, tanımadığı insanların yanında kendisini rahat hissedemiyor.
Avril henüz 20 yaşında. Telefon firmasında çalışan işçi bir babanın ve evkadını bir annenin ortanca kızı. Avril, kanada’da Napanee adında küçük bir kasabada dünyaya geldi. 14 yaşından beri annesinin ona aldığı gitarla şarkı söylüyordu. Bu küçük kasabada erkek kardeşiyle buz hokeyi oynamak ve şarkı söylemekte başka bir şey yapamayan Avril, bu durumdan sıkılmaya başladı. 14 yaşındayken bir radyonun düzenlediği yarışmayı kazanarak Ontario ya gitmeye ve efsane isim Shania Twain ile yan yana şarkı söylemeye hak kazandı. Bu onun için oldukça önemli bir olaydı. Arista kayıt şirketiyle 16 yaşında anlaşma imzalamasında bu olay büyük bir etken oldu.
Dört yıl sonra, ikinci albümü “under my skin” in promosyon çalışmalarına başladı. Bu albümün kendisini iyi bir şekilde yansıttığını düşünüyor Avril. Şarkı sözlerindeki “sen her şeydin, benim istediğim her şey/ her şeyin iyi olacağını zannediyorduk ama kaybettik “ ve yatakta yalnız oturuyorum, sözcükleri yıldızlara süslüyorum / o benim istediklerimi ve düşündüklerimi istemiyor. /bana kapılarını açmıyor” şeklindeki şarkı sözleri Avril in yaşadığı kalp kırıklıklarını anlatıyor. Yıllarca yaşadığı kalp kırıklıklarını böyle şarkı sözlerine dökebildiği için avril çok şanslı. Daha önceki gitaristi Jesse Colburn ve şimdiki gitaristi Evan Taubenfeld ile beraberlikler yaşayan Avril, şimdi ise “Sum-41 in üyelerinden Deryck Whibley ile beraber. Avril, Deryck ile çok mutlu olduğunu belirtiyor. Avril daha önce hiçbir ilişkisinde yaşamadığı kadar romantik anlar yaşıyormuş. İlişkilerini bir de Avril den dinleyelim.
-Şarkı sözlerin hep daha önce birlikte olduğun erkeklerle ilgili, bu konuda ne söylemek istersin?

Evet, çoğu böyle. Şarkılarımda yaşadığım ilişkilerden bir şeyler var, benim çok fazla erkek arkadaşım olmadı. Son dört yılda sadece iki beraberliğim oldu. Deli gibi aşık olduğum zamanlarda ya da bir erkeği çok sevdiğim zamanlarda şarkı yazmak çok daha kolay oluyor. En iyi şarkılarımı hep kendimi daha çok duygusal hissettiğim anlarda yazdım. Aşık olduğunuzda, hissettiğiniz duygular bütün vücudunuza yayılıyor. Aynı şey ilişkinizde problem yaşadığınız dönemler için de geçerli. Böyle zamanlarda kendinizi çok kötü hissediyorsunuz. Hayatımda beni çok fazla etkileyen şeyler olduğunda, şarkı söylemek daha kolay oluyor.
-Erkeklerden ilgi görmediğin zamanlar oldu mu?

Bir erkeğin sizden hoşlandığını düşünüp sonra hoşlanmadığını fark etmeniz ya da size saygı duyan biriyle beraber olmak isterken, karşınızdaki erkeğin size saygı göstermemesi en kötü şeyler. Ama hepimiz bunun gibi olaylarla karşı karşıya kalabiliriz. Eski bir erkek arkadaşım benim şarkımı dinledikten sonra, beni arayıp bana böyle şeyler yaşattığı için özür diledi.
- “Don’t tell me “ adlı şarkı beklediği ilgiyi göremeyen bir kızın erkek arkadaşını yatağından atmasıyla ilgili. “sana bitirmek istiyor musun diye soruyorum./ seni çok sevdiğimi düşünüyorum./ ama gerçekten çok üzülüyorum./ kafamdan çık artık./ yatağımdan çık artık” diyorsun şarkı sözlerinde. Gerçekten buna benzer bir şey yaşadın mı?

Zor bir durumdu. Beni odasına çağıran bir erkek arkadaşım oldu. İlk geceden sonra birlikte olamayacağımızı anladım ve ‘Hayır!’ cevabını verdim.
- Hangi tip erkeklerden hoşlanıyorsun?

Gitarlı erkeklerden hoşlanıyorum. bence çok çekici gözüküyorlar. Punk müzik dinleyenlerden de hoşlanıyorum. Ama hiçbir zaman Los Angeles’ da çokça bulunan ve baskılı tişörtler giyen yakışıklı erkeklerle beraber olmadım. Boyu kısa ve küçük yapılı erkeklerden hoşlanıyorum. Çünkü ben de kısa boyluyum. Liseye giderken uzun boylu ve benden 4-5 yaş büyük erkeklerle beraber olmuştum. Çünkü kadınlar her zaman erkeklerden daha olgun. Erkekler bebek gibidir, her zaman kendileriyle ilgilenilmesini isterler. Ben bu konuda biraz dikkatli davranmıyorum galiba.
- aşkı bulduğuna inanıyor musun?
(gülüyor.) bu konuda konuşmasak.

-sürekli yollardasın ilişkini nasıl yürütebiliyorsun?

Bazı şeylerin iyi olacağına inanırsanız, ilişkinin devam etmemesi için hiçbir neden yok. İlişkiyi yaşayan iki kişi, bunun zor yanlarının da olabileceğini kabul ediyorsa, aradaki mesafe çok da olsa, o kişiyle beraber olmak kolaydır. Şunu unutmamak gerekir ki, hiçbir ilişki kolay değildir. Çünkü iki kişinin aynı şeyleri yapması ve aynı şeyleri hayal etmesi çok zordur.
- Çok özgür bir imaj çiziyorsun. İlişkilerinde sen mi ön plana çıkarsın?

Genellikle böyle olur. Ama ben eşitlikten yanayım.
-iyi bir ilişkinin anahtarı nedir?

İletişim. Her zaman yüzde yüz dürüst davranmak, hangi davranmak kafanın içindekileri açıkça söyleyebilmek. Sevgilini aldattıysan bun diğer insanlara da söylemelisin. Onların da bunu bilmeye hakları var. Ben hiç kimseyi aldatmadım. Ama beraber olduğum erkek beni aldatsa, bunu bilmek isterdim. Bunu bilmeye hakkım var diye düşünüyorum. Bu , ilişkinizin ne kadar dayanıklı olduğunu gösteren bir şey.
- Geçmişteki giyim tarzından biraz daha farklı giyinmeye alışabildin mi?

Her zaman genç kız gibi giyiniyordum, ama şimdi genç kız gibi giyinebilmek için daha fazla çaba gösteriyorum. Ben de sabahları hazırlanabilmek için aynanın karşısında çok vakit geçiriyorum.alışveriş yapmaktan, kendime yeni giysiler almaktan hoşlanıyorum. Bir yerlere giderken elbise giymeyi seviyorum.
- son yıllarda hayatında neler değişti?

Bir çok şey değişti. Bunlar beni gerçekten olgunlaştırdı. Çok büyüdüm ve çok farklı deneyimler yaşadım. Kendi başıma bir çok sorumluluk almayı öğrendim. Şimdi kendi evimde, Toronto’ da yaşıyorum.
- son albümün Under My Skin diğer albümün Let G oya göre biraz daha sert ve gizemli. Bu son dönemlerdeki duygularını bir yansıması mı?

Evet. Biraz daha kişisel ve derin duygular ifade ediyor. Bu anlamda tam beni anlatıyor albüm. Ben ne yaşıyorsam, onu yazıyorum ben üzerinde çok fazla oynanmamış sesleri seviyorum. Bu albümüm, ilk albümüm gibi popa yakın değil.
-senin yaşında olan, sevdiğin ya da saygı duyduğun bir şarkıcı var mı?

Hayır.
- punkçılara benzemeye çalıştığını söyleyen ve seninle dalga geçen iki kızı bardan attırdığın doğru mu?

Evet. Her zaman en iyi yöntemim her şeyle ilgilenmemek olduğunu biliyorum. Böyle konuşmalara aldırmamaya çalışıyorum. Ama bazen ben de kendimi zor tutuyorum.
- son zamanlarda küçük düştüğün bir olayla karşı karşıya kaldın mı?

Evet.kameramla çekim yapıyordum. Çekim sırasında kameranın mikrofonundan boom diye bir ses geldi. Ben de ahh diyerek kendimi geriye doğru attım. Bu sırada kamera burnuma çarptı. Burnumu incittim, biraz şişti. Morluğu kapatmak için makyaj yaptım. Bu herkesin önünde oldu. Bunun için biraz utandım ama aynı zamanda çok da eğlendim. Bu anı kameraya almak isterdim.
- uzun zamandır yollardasın. Müziğe biraz ara vermeyi düşünüyor musun?

Yakın bir zamanda molaya ihtiyacım olacak. 16 yaşımdan beri aralıksız çalışıyorum. İlk albümün hazırlıkları, piyasaya çıkması ve turneler beni çok yordu. Sonra ikinci albümün hazırlıkları, piyasaya çıkması. Şimdi turnedeyim. Dünyayı geziyorum. Eylül ya da ekim ayına kadar turneler devam edecek. Tam anlamıyla bir işkolik oldum. Sonra yeni albümün hazırlıklarına başlayacağım. Arkasından yine turneler…
- son dönemde kendini iyi bir müzisyen olarak hissettiğin anlar var mı?

İlk ödülüm MTV nin ‘2002’nin En iyi çıkış yapan şarkıcısı’ ödülü oldu. Bunun bende çok özel bir yeri var çünkü ilk ödülüm. Ödül alan şarkıcıları gördükçe ben de yatağımda her zaman böle bir ödül kazanabilmenin hayallerini kurardım. Bir gün mutlaka ödül alabileceğimi hissediyordum. Ödülü aldığımda buna inanamadım. Çok sevindim. Ödülü almaya giderken “ Bunun gerçekleştiğine inanmıyorum” diyordum sürekli. Bu benim hayatımdaki en önemli şey. Turneye gittiğimde hayranlarımı gördüğümde hala endişeleniyorum. “ bu kadar insan beni mi görmeye gelmiş?” diyorum

Aşqitomun makyajıııı

Avril’in gözleri oldukça iri olduğundan her tür göz makyajını rahatlıkla kullanıyor. Ama ona en çok yakışan, tüm göz kapağını koyu farla renklendirdiği ve ona seksi bir imaj kazandıran makyajı...

 

Nasıl yapıyor?

Avril önce,  makyajının pudra ve kapatıcıdan oluşan bazını hazırlıyor. Ardından uygun bir far aplikatörüyle  koyu füme farını tüm göz kapağına yayıyor. Göz ucuna geldiğinde, parmak ucuyla hafifçe farını dağıtıyor. Alt kirpik diplerine de aynı farı hat şeklinde uygulayıp, kulak pamuğuyla fazlalığını aldıktan sonra, parlak bir efekt için dudak fırçasıyla bir parça ruj sürüyor. Son olarak da kirpiklerini siyah maskarayla belirginleştiriyor.

 

Öneri: Eğer gözlerin birbirine yakın ve küçükse, farı sadece göz ucuna uygulamalısın. Böylece gözlerin daha ayrık görünür.




Avril Lavigne http://akor.alternatifim.com/  adresinde ''En iyi ilk 10 şarkıcı'' arasında 1. oldu!

Sıralama ise şöyle:

En iyi ilk 10 yabancı şarkıcı

1-Avril Lavigne
2-Metallica
3-Feridun Düzağaç
4-Evanescence
5-Cranberries
6-Red Hot Chili Peppers
7-Pink Floyd
8-H.I.M.
9-Linking Park
10-Beatles

avriL hamiLe

beklenen Açıklama Geldi: Avril Hamile Değil

Kanada'da bir radyo dj'i dün Avril Lavigne'in hamile olduğunu iddia etmişti.

Lavigne'in bir buçuk aylık hamile olduğunu söyleyen dj, haberi ilk kez kendilerinin açıkladıklarını da eklemişlerdi. Fakat Avril cephesinden beklenen açıklama gecikmedi. Plak şirketi yaptığı açıklamada "Bu yalan bir haber." dedi.

Doğru mudur, yalan mıdır bilinmez. Nicole Kidman da önce yalanlamış, bir hafta sonra da hamile olduğunu resmen açıklamıştı.




*16 yaşında okulu bırakan Avril Lavigne, bugünlerde "zekası"yla ilgili haberlerle boğuşuyor.

*"Kanadalı olan Lavigne, Kanada'da verdiği konserde coğrafya bilgisi eksikliği ile yüz kızarttı" bu haberlere bir örnek

*Habere göre, "ülkesinde" verdiği konserde "Seni seviyorum Montreal, evde olmak çok güzel, burada Ontario, Kanada'da" diyor. Oysa Montreal, Quebec'te bir şehir.

*23 yaşındaki şarkıcının, İngiliz Q dergisinin röportajında söyledikleri de bir çok kişiyi şaşırttı.

*"24 milyon albüm satmak beni çok etkilemedi, ama birşeyleri değiştirdi. Artık bir odaya girdiğimde herkes kafasını çeviriyor, sadece, rahatsız edilmeyeceğimi bildiğim belirli restoranlarda yemek yiyebiliyorum. Ama sorun değil, ben zaten bunu yapmak için doğdum."

*"Kelly Clarkson güzel ve etkileyici bir sese sahip, ama benim daha sağlam bir imajım var. Ben "sert"im, görünüşüm genç kızların kopyalamak isteyebileceği gibi ve sesim de özel. Kolayca gözardı edilmemek güzel, ve ben öyleyim."

*"Kasırga 'şey'i olunca, dolabıma gittim, oradan altı kutu doldurdum ve asistanima 'Bunu Katrina'ya götür' dedim. Zaten "çalışan"larıma da birşeyler veririm, özellikle çok para kazanmıyorlarsa"

*"İnsanlar beni seviyor ve nefret ediyor, ama ben kendi halimden memnunum ve önemli olan bu. Eğer beni sevmiyorsanız, kaybeden sizsiniz, ben değilim"

*Bütün bu demeçlerin yanı sıra, Lavigne'in imza isteyen kimi hayranlarına ve paparazzilere "tükürdüğü" gerçeği de, hakkındaki iddiaları körüklüyor...

Rahat bir nefes aldı


 Genç yıldız Avrile Lavigne'in "sapığı" nihayet yakalandı. Lavigne'e sürekli mektup ve e-mail göndererek taciz eden ve polisin geçen yaz aylarından bu yana peşinde olduğu kişinin Seattle banliyösünde yaşayan 30 yaşındaki James Speedy olduğu açıklandı.Polisin, evinde yaptıkğı inceleme sonrası tutuklayıp hapishaneye gönderdikleri Speedy, 5 bin dolar kefalet ödeyince serbest bırakıldı.

Tesadüf eseri, geçen çarşamba 19 yaşındaki Kanadalı genç şarkıcı Avril Lavigne, Speedy’nin evine sadece 20 dakika uzaklıktaki bir alışveriş merkezinde konser vermişti.


 

Avril'e ne oldu?

Geçtiğimiz aksam Los Angelas'ta tuhaf elbisesi ve kısa sarı saçlarıyla görüntülenen Avril Lavigne, görenleri şaşkına çevirdi.

Avril'i bu tuhaf Paris Hiltonvari kıyafetiyle görmeye alışkın olmayan hayranları ünlü şarkıcının Cadılar Bayramı için bu kılığa girdiğini görünce rahat bir nefes aldılar. Kulüp çıkışında hayranlarının tezahuratlarıyla karşılaşan Avril, onlara imza dağıtmayı ihmal etmedi. Avril'in hayranlaır arasında yaşı 60'lara dayanan erkeklerin de olduğu dikkatlerden kaçmadı.

avril röpörtaj

 

    17-yeni şarkıların son albümüne göre çok dahaeğlenceli.hayatınla ilgili birşeylerde varmı içinde?

Avril Lavigne=her zaman espirili ve enerjik olmuşumdureğlenceli olmayı sewiorum.bu yılı iple çektim;albüüm çıkıyor ve hiç bu kadarheyecanlanmamıştım.bir önceki albümümde daha mutsuz ve karanlık birdönemdeydim.artık o günler geride kaldı ve kesinlikle geriye dönmeyiistemiyorum.şu anda harika bir yerdeyim

17-ilk zamnlarda herkes seni çok eleştirdi.bu eleştirilero "karanlık" tavrının oluşmasında rol oynadımı?

AL=daha 17 yaşında küçük ve masum bir kızdım ama o yıl enfazla albüm satan kadın şarkıcı olmuştum.hakkımda söylenen en ufak bir söz bilebeni çok üzüyordu.bu kadar "büyük" olmam insanlara negatif şeyler söyletti.çünküinsnlar böyle durumlarda sizi yaralamak istiyor.yapmacık davrandığım birpazarlama harikası olduğum bile söylendi.ama aslında tam tersi.

17-nasıl yani?

AL=plak şirketim ne istersem yapmama izin verdi.amasürekli insanlarla tartışmam gerekiyordu çünkü beni çekimlerde pespembe süslüdantelli fırfırlı kıyafetlerle görüntülemek istiyorlardı.bende her seferinde" bunları giymeyeceğim"diyordum.ortaya çantamla converse lerimlekravatımla kendi kıyafetlerimle çıkıyordum.bazı insanlar benim zor olduğumusöylüyorlardı ama gerçekten ben buydum.galiba bütünkariyerim"yapmayacağım" demekle geçti.

17-"zamanım insanların yapmamı istediklerine karşıçıkmakla geçti" mi diyorsun?

AL=hayır.yani aslında küçükken annem bana hep elbisegiydirmek isterdi ve ve ben "hayır,onu giymrk istemiyorum"diyebağırırdım(gülüyor).ama bunun dışında hayır.

17=sence insanlar senin bu fikirlerini yanlış anlıyor veseni kaba buluyor olabilirlermi?

AL=ben aklımdan geçeni söyleyen biriyim.gerçekten çokgüçlü bir karakterim var ayrıca kendime has bir stil sahibiyim. dolayısıyla yainsanlar benim cool olduğumu düşünecek ve sewecekler yada benimle hiç alakalarıolmayacak.herkesin beni sewmesi mümkün değil.ama hayranlarım bana yetiyor vekendimden çok memnnum.

17=saçı ve giyimin geçen seneden beri ço dğişti.bu nasıloldu?

AL=sahneye ilk çıktığımda bir çocuk gibi davranıyor vegiyiniyordum.artık bi kadınım.yaş ilerledikçe gerek giyimimgerek saç biçimimhepsi değişmeye başlıyor.ben çok erkeksiydim.saçım hergün aynıdı

nadiren makyaj yapardım.şimdi ise kıyafetleri ayakkabılarıcüzdanları hpsini çok sewiyorum.artık daha dişiyim.

17=ama hala o saldırgan tavrın va paparazilere karşı.geçenyıl fotoğrafçılara tükürmüştün.

AL=bir gece klübündeydim ve milyonlarca paparazi vardıhepside baş belası tiplerellerinde fotorafınız ve mavi bir kalemle sizi takipederler. gece klübünden çıkarken de resminizi suratınıza

dayayıp imzalatırlar sonrada eBay de satarlar.kendiresmimi görünce dayanamayıp küfür ettim ve tükürdüm.zaten iki yıldır hep aynışeyi yapıyorum bi tek o gece büyütüldü.

17=niçin sadece o gece büyütüldü?

AL=çünkü haber yapacak başka bi malzeme yoktu.her zamnbritnet iç çamaşırı giymemiş gibi hikayelere ihtiyaçları vardı. o zmndakonuşulcak bişi yoktu.bu yüzden olayı imza isteyen hayranlarına küfür etti diyeyalana çevirdiler.ama gece saat 01.00 di ve hayranlarım da yoktu .

zaten onlarada asla öle bişi yapmam . bu yüzdende "davranışım için üzgünüm hayranlarım karşı yapılmış bişi değildi"dieaçıklama yaptım

17=hollywood gece hayatının içindemsin?

AL=pek diilim.zaten los angeles ta yaşayan tipikinsanlardanda hoşlanmıyırum herkes gösteriş peşinde ve çevredekilerin nedüşündüklerini umursuyorlarben rahat bi insanım küçük bi kasabadayetiştim.aslında milyonlarca kişi tanıyorum ama hiç birine birtek sırrımıvermem

17=en yakın arkadaşların seni nasıl tarif ederdi?

AL=sesiz ve çekingen olduğumu söylerlerdi.ama eğlenmeyigülmei çok sewrim.dışarı çıkmaya geç saate kadar oturmaya ve film seyretmeyebayılırım.birde çatlayana kadar yemek yemeye.tam bir parti canavarıtym.amaölçülüyüm her gece çıkmıyorum.

17=arkadaşlarının sana hiç iyi nasihatlarda bulunduğuoldumu?

AL=insanların ikirlerini sormaktan hoşlanmıyorum.bnm kendifikirlerim var.ama bi arkadaşım beni ağlayarak arrsa ona seve seve yardımederim.iyi tavsiye verdğimi düşünüyorum.çok pzitifim ve ilgi paylaşmayısewerim.40 yaşındaymışım gibi konuşacağıma ama çok fazla deneyimm var.bütündünyayı gezdim farklı kültürler tandım ve benm yaşımdaki biri için çılgıngadaolsa ewlendim.

ne okulu nede okumayı sewrdim ama yaşna göre çok şeybiliyorum.HAYATA DAİR ÖĞRENDİKLERİMİ OKULDA ASLA ÖĞRENEMEZDİM.

17=dercyk ten önceki hayatın nasıldı_?

AL=lisedeyken her hafta yeni bir erkek arkadaşınolailir.ama benim pek fazla ilişki olmadı.19 yaşımdan beri dercyk ilebirlikleyim

17=önceden yapmadığın için işman olduğun bir şeyvarmı?mesela birden fazla kişiyle aynı anda çıkmak?

Bunlar sevinç gözyaşları

Kanada'nın Toronto şehrinde gerçekleştirilen Much Music Müzik Ödülleri'nde en beğenilen şarkıcı ödülünü alan Avril Lavigne, mutluluktan ağladı.

Bu ödülün kendisi için çok şey ifade ettiğini söyleyen Avril Lavigne, "Müzisyenlerin uzun süre etkisini devam ettirmesi çok zor ama sanırım ben bunu başardım, dünyada herkesin tandığı ve sevdiği biri olmak muhteşem bir duygu" diye konuştu.

ağlarken  biLe çok gsLLL yhaa

 

 

 Dünyaca ünlü sanatçı sesini kaybetti
Ünlü sanatçı sesini kaybedince bütün konserlerini iptal etti.Küçük yaşta şarkı sözü yazmaya başlayan ve gitar çalan ünlü şarkıcı Avril Lavigne sesini kaybetti. Dünyaca ünlü Kanadalı şarkıcı gırtlak iltihabı nedeniyle artık şarkı söyleyemiyor. İki aydır albüm tanıtımını yapmak için dünya turuna çıkan genç şarkıcı hastalığı nedeniyle konserlerini ertelemek zorunda kaldı. Kaliforniya ve Washington'da vereceği konserleri rahatsızlığı nedeniyle iptal etmek zorunda kalan Lavigne, "Konserlerime devam edemeyeceğim için hayranlarımdan özür diliyorum. Sağlığıma kavuşunca turneye kaldığımız yerden devam edeceğim" dedi. Konserlerine Mart ayında başlayan Lavigne, turne boyunca hasta bir şekilde şarkı söylediğini de sözlerine ekledi neyse ki geçtiğimiz aylarda düzelmiş...


 

2 yorum

AVRİL LAVİGNENİN GÖRMEDİĞİNİZ FOTOLARI

16 Şubat 2009, 12:00. 0 fav. AVRİL.  
Etiketler:

Avril Lavigne Mark Liddell Photoshootavril lavigne 16MailBox.gazetevatan.comAvril Lavigne 22Avril Lavigne her Abbey Dawn fashion shootMailBox.gazetevatan.comMailBox.gazetevatan.comAvril 2Avril 3MailBox.gazetevatan.comavril 23avril lavigne 15MailBox.gazetevatan.comAvril Lavigne Canon PhotoshootAvril Lavigne Canon Photoshoot 2avril 23Avril Lavigne her Abbey Dawn fashion shoot 2Avril Lavigne Abbey Dawn ShootAvril Lavigne her Abbey Dawn fashion shoot 3Avril Lavigne Abbey Dawn Shoot 2Avril Lavigne her juniors clothing line launchAvril Lavigne Abbey Dawn Shoot 4Avril Lavigne Abbey Dawn Shoot 3Avril Lavigne juniors clothing line launch 2Avril Lavigne juniors clothing line launch 4Avril Lavigne looking hot 2Avril Lavigne Amit Lennon Photo ShootAvril Lavigne Anthony Cutajar ShootAvril Lavigne Japanese Inrock Mag Sept 2007 3Avril Lavigne MTV Studio 2Avril Lavigne In Ice Hockey Gear 2Avril Lavigne in fishnet stockingsAvril Lavigne Over The Hedge Promoavril lavigne 14Avril Lavigne in fishnet stockings 3Avril lavigne 336Avril Lavigne Over The Hedge Promo 2Avril Lavigne shows her GinchGonch underwearAvril Lavigne Q Magazine PhotoshootAvril Lavigne Q Magazine Photoshoot 2Avril Lavigne performs in Burnaby Canada 2 

çok şekersin bebeğim


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kansas City - 15.01.03

SanDisk Concert Afterparty At The O2 Arena, Londres - 04.06.08

AVRİL LAVİGNENİN KÜÇÜKLÜĞÜ

0 yorum

AVRİL LAVİGNENİN EŞİ

16 Şubat 2009, 11:47. 0 fav. AVRİL.  
Etiketler:

 

 

 

Avril Lavigne

 

 

 

Kanadalı 21 yaşındaki pop müzik yıldızı Avril Lavigne, önceki gün müzisyen Deryck Whibley ile Calıfornıa’da evlendi.
Bir yıldır nişanlı olan çiftin, dini törenin yapılmadığı düğününe 110 konuk katıldı. Avril Lavigne, 2002'de çıkardığı ilk albumu "Let Go"
ile une kavusmus,album dunya capında 14 milyon satmıstı

5 yorum

AVRİL LAVİGNE BİYOGRAFİ

16 Şubat 2009, 11:26. 0 fav. AVRİL.  
Etiketler: biyografi

Avril Lavigne Biyografisi

Yaşamı: Avril Lavigne, Belleville-Ontario Kanada'da doğdu. Babası Fransa, annesi Ontario doğumludur. Anne ve babası katolik olduğundan Lavigne de bir katolik gibi büyütülmüştür. Avril'in müzik yeteneği ilk kez henüz iki yaşındayken, kilise şarkılarını söylerken annesi tarafından farkedildi. Aile, Lavigne 5 yaşındayken Napanee-Ontario'ya taşındı.
Avril Lavigne Bir Performansı Sırasında




1998 yılında Lavigne bir müzik yarışmasını kazandı ve bunun üzerine yine kendisi gibi Kanadalı bir şarkıcı olan Shania Twain ile beraber ilk büyük konser turnesine çıktı. Twain'in Ottawa konserinde What Made You Say That adlı şarkıda, şarkıcıya eşlik etti.

İlk profesyonel menajeri olan Cliff Fabri onu ilk kez Kingston Ontario'daki bir kitapçıda şarkı söylerken keşfetti. Lennox Community Theatre'da bir performansı sırasında ise Kanadalı yerel bir şarkıcı olan Steve Medd tarafından farkedildi ve Medd'in 1999 yılında çıkmış olan Quinte Spirit albümünde yer alan Touch The Sky adlı şarkıda ona eşlik etmesi için teklif aldı.

16 yaşındayken, Arista Records adlı müzik firmasının bir temsilcisi olan Ken Krongard, şirketin patronu Antonio "L.A." Reid ile görüşmesi için Lavigne'i davet etti. Reid, Avril ve arkadaşlarını New York'da dinleyip beğenince Avril'in ilk albümü kaydedildi ve tamamlandı.

Müzik Kariyeri

Let Go (2002-2004)
Let Go, 4 Haziran 2002 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri'nde çıktı. Bu ülkedeki listelerde ikinci sıraya kadar yükseldi. Kanada, Avustralya ve Birleşik Krallık listelerinde ise zirveye kadar çıktı. Bu albüm Birleşik Krallık'ta listelerde zirveye yerleşen en genç bayan solist ünvanını da getirmiş oldu.

Albüm, çıkmasından bir ay sonra, Ağustos ayının sonlarına doğru, bir RIAA Sertifikası olan Multi Platin albüm sertifikası alarak multi-platin albüm oldu. 2002 yılının sonlarına doğru, yani çıkışından 6 ay sonra albüm platin albüm sertifikasından 4 kez almış oldu. Dünya çapında yoplam 13.197.000 kopya sattı. Bu rakam 2002 yılında en çok satan bayan vokal albümü oldu.
Lavigne 2007'de MuchMusic Ödül Törenindeyken

Albümden dört adet single çıktı. Complicated Avustralya müzik listelerinde zirveye kadar ulaştı. Amerika Birleşik Devletleri'nde ise en fazla ikinci sıraya kadar ilerledi. Kanada'da en fazla satan single listesinde de zirveye yerleşti.

Complicated radyolarda en fazla çalan şarkı listesinde üst üste onbir hafta zirvede kaldı. Albümdeki diğer single'lar da Complicated'in başarısını tekrarladı. Sk8er Boi, çıkmasının ardından ABD ve Avustralya'da bir numaraya yükseldi. I'm With You, ABD'nin yanısıra Birleşik Krallık'ta da zirveye yerleşti. Losing Grip ise Tayvan ve Şili'deki listelerde ilk sıraya ulaştı.

Bu albümün başarılarının ardından Lavigne, MTV Müzik Ödülleri'nde En İyi Yeni Bayan Şarkıcı dalında ödül aldı. 2003'de Juno ödüllerinde altı adaylığı bulunurken bunlardan Dünya Çapında En Çok Satan Kanadalı Şarkıcı dalında ödülü aldı. Grammy ödüllerinde sekiz dalda aday gösterildi. Complicated şarkısıyla Yılın Şarkısı ödülünü ve En İyi Çıkış Yapan Bayan Şarkıcı ödülünü aldı.

Under My Skin (2004-2005)
Lavigne'in ikinci albümü Under My Skin, 25 Mayıs 2004'de çıktı. Albüm ABD, Birleşik Krallık, Almanya, Japonya, Avustralya, Kanada, Meksika, Arjantin, İspanya, İrlanda, Tayland gibi ülkelerin listelerine bir numaradan giriş yaptı. Ayrıca henüz ilk haftasında ABD'de 380.000 kopya sattı. Albümde yer alan şarkıların büyük bir kısmını Lavigne kendisi yazdı. Ancak ona bazı şarkılarda Kanadalı söz yazarı Chantal Kreiazuk ve Evanescence'ın eski gitaristi Ben Moody eşlik etti. Bazı şarkılara da Evan Tauberbenfeld, Raine Maida gibi isimler katkılarda bulundu. Albümün prodüksüyonunda Butch Walker ve Don Gilmore da yer almıştır.
Avril Lavigne 2005 yılında Cenevre'de bir konserde

Albümden çıkan ilk single Don't Tell Me, Arjantin ve Meksika'da zirveye yerleşti. Amerika Birleşik Devletleri'nde ve Kanada'da ilk beşe kadar yükseldi. Avustralya ve Brezilya'da ise ilk ona girebildi. İkinci çıkan single da birinci single gibi başarılı oldu. Fakat albümden çıkan üçüncü single, ilk iki single gibi başarılı olamadı hatta listelerde ilk kırka bile giremedi. 4. single He Wasn't, Birleşik Krallık'da ve Avustralya'da çıktı ve bu ülkelerde listelerde ilk 40'a girdi. Son single olarak Fall to Pieces yayınlandı. Fakat bu single da pek başarı gösteremedi.

Bu albümün başarıları sonucu World Music Ödülleri'nde 2004 yılında En İyi albüm satan Kanadalı Bayan Şarkıcı dalında ödül aldı. 2005 yılında Juno Ödüllerinde beş adaylık aldı. Bunlardan üç tanesi Lavigne'e ödül getirdi. Bu ödüller, Yılın Bayan Şarkıcısı, Yılın Pop Albümü, Hayranların Seçimi ödülleridir. Nickelodeon Kid's Choice Ödüllerinde o yıl En Sevilen Bayan Şarkıcı ödülünü aldı.

Lavigne'in 2004'te Mattew Gerard ile beraber yazdığı "Breakaway" adlı şarkı Kelly Clarkson tarafından seslendirildi. Bu şarkı The Princess Diaries 2.Royal Engagement adlı filmin müzikleri arasında yer aldı.

Avril Lavigne, yeni albümü tanıtmak amacıyla , 2 Mart 2004 tarihinde başlayan 21 şehri kapsayan bir turneye çıktı. Turne Kanada ve ABD'deki şehirleri kapsıyordu ve Minnesota'dan başlıyordu. Her performansında yeni albümde yer alan şarkıların akustik versiyonlarını da seslendirdi. Şehirlerdeki konserlerin hepsi son 48 saate kadar açıklanmadı. Turne çok sevildi ve çok başarılı oldu. Bu turnede Avril Lavigne'in akustik performansları bir albümde toplandı ve ABD'de bazı müzik albümü satan yerlere dağıtıldı.

2005 yılında Lavigne sürekli turnelerde ve yer aldı. Bundan başka oyunculuk kariyerine de önem verdi. Ayrıca modellik de yaptı. 2006'da Turin-İtalya Kış olimpiyatlarının kapanış töreninde 2010 yılı kış olimpiyatları tanıtımı için Who Knows adlı şarkısını seslendirerek ülkesi Kanada'yı temsil etti.

The Best Damn Thing

Üçüncü Avril Lavigne albümü olan The Best Damn Thing, 17 Nisan 2007'de çıktı. Albüm ABD deki listelere birinci sıradan giriş yaptı. Albümün yapımcıları Dr.Luke, Lavigne'in kocası Deryck Whibley, Rob Cavallo, Butch Walker ve Avril Lavigne'dir. Albümdeki davul ve ritmlerle ilgili kayıtları Travis Barker yapmıştır. Albümden çıkan ilk single Girlfriend en ünemli müzik listelerinden biri olarak kabul edilen Billboard Hot 100 listesinde zirveye yerleşti. Ryan Seacrest'in radyo programında Lavigne, albümden çıkacak olan ikinci single'ın When You're Gone olacağını söylemiştir.
Lavigne 2007 yılında yeni albümünü tanıtmak için Hong Kong'da

Avril Lavigne, bu yeni albümünü tanıtmak için küçük bir turneye çıkmıştır. Bu turne Alberta'dan başlamış ve biletler sadece kendisine ait olan hayran kulübü üyeleri için satılmıştır. Bu şov 2 Nisan 2007 'de CBC adlı televizyon kanalında da yayınlanmıştır.

Lavigne, Darfur'a yardım amcıyla çıkacak olan Instant Karmaave Darfur adlı albüme bir John Lennon şarkısı olan Imagine'i tekrar düzenleyerek katkıda bulunmuştur.


Film Kariyeri

Lavigne'in ilk film deneyimini Over The Hedge adlı bir animasyon filmiyle yaşadı. Bu yapımda William Shatner,Bruce Willis, Garry Shandling, Wanda Skykes, Nick Nolte, Steve Carell ile çalıştı. Ayrıca oskarlı aktör Richard Gere'in oynadığı The Flock adlı filmde bir şüphelinin kız arkadaşı rolünü oynadı. Üçüncü film projesi Fast Food Nation bir kitaptan uyarlamaydı. Eragon filmi için Keep Holding On adında bir şarkı yazdı. Diğer yandan da bu şarkı Kanada listelerinde ilk 20'ye girdi.

Ayrıca Sabrina adlı dizide, grup arkadaşlarıyla birlikte Sk8er Boi şarkısını seslendirerek yer aldı.

Kişisel Hayatı

2007 MuchMusic Ödüllerinde Lavigne

Lavigne'in vejetaryen olduğu bilinmektedir. Fakat, 2007 yılında yapılan bir röportajda Lavigne, et yemeyi tercih etmediğini söylemiş fakat vejateryenlikle ilgili bir yorum yapmamıştır.

Gençken Napanee'de gittiği bir pizza restoranında yediği zeytin parçalı pizzanın onun en sevdiği yiyecekler arasında yer aldığı, kendisine ait olan Under My Skin Bonez adlı belgeselde belirtilmiştir. Fakat buna ek olarak Avril Lavigne sesine zararlı olacağını düşündüğünden dolayı fazla pizza tüketmemektedir. Avril Lavigne'in ünlü olmasından sonra Kanada'da gittiği pizza restoranı pizzalarından birinin ismini Lavigne'e ithaf etmiştir. Hatta restorana gelen müşteriler hatıra defterine Avril ile ilgili görüşlerini yazmaktadırlar.

Avril Lavigne'in sol bileğinde bir yıldız dövmesi bulunmaktadır. Bu dövmenin deseni ayrıca onun ilk albümünün kapağında da kullanılmıştır. Çalışma arkadaşı ve yakın dostu olan Ben Moody de bu dövmeden taşımaktadır. 2004 yılının sonlarında Lavigne, sağ bileğine, içerisinde D harfi olan pembe kalp şeklinde bir dövme daha yaptırdı. D harfi kocasının isminin başharfini simgelemekteydi.

Lavigne, eski gitaristi Jesse Colbum ile romantik bir aşk yaşadı. Her ne kadar diğer eski gitaristi Evan Taubenfield ile adı dedikodulara karışsa da Avril böyle bir şeyin olmadığını söyledi. Bununla birlikte Taubenfield, resmi internet sitesinde Avril Lavigne'in dünyadaki en önemli arkadaşı olduğunu açıkladı. Avril Lavigne, J-14 adlı bir dergiye ilk öpücüğünü 14 yaşındayken verdiğini söyledi. Şubat 2004'de Kanadalı şarkıcı, Sum 41 grubunun solisti Deryck Whibley ile beraber olmaya başladı. 27 Haziran 2005'de nişanlandılar. Whibley, Lavigne'e Venedik'de bir gondol gezisi sırasında evlenme teklif etti. İkili, 110 misafirin katıldığı bir katolik töreniyle 15 Temmuz 2006'da Kaliforniya-Montecito'da Bella Liliybelle adlı malikhanede dünya evine girdi

0 yorum